İş otomobil satın almaya geldiğinde üzerinde durulması gereken özelliklerden birisi de güvenlik.

Konu otomobil satın almaya geldiğinde insanların öncelikleri farklı olabiliyor. Kimisi görünümü ön planda tutarken akaryakıt fiyatlarının astronomik seviyelerde gezindiği Türkiye’de yakıt tüketimini öncelikli tutanlar da rahatlıkla bulunabiliyor.

Geçtiğimiz günlerde karşılaştığım bir tartışmada dğer bir kriter dikkatimi çekti; Güvenlik. Çarpışma güvenliği başarılı bir otomobile sahip olmak, kuralların çoğunlukla kağıt üzerinde kaldığı ülkemizde mantığa en yakın seçimlerden birisi. Bunun yanında “Güvenlik” kelimesinin insanların akıllarında canlandırdığı şekil farklı olabiliyor.

Son zamanlarda karşılaştığım sorulardan bazılarında potansiyel otomobil müşterilerinin, araçların kazalarda aldığı görsel hasarla güvenlik notu verdiklerine şahit oldum. 60-70 yıl kadar önce kaza güvenliğinden bahsedildiğinde kamuoyunda gözlemlenebilen “Sert araç güvenlidir.” önyargısının devamı niteliğinde olan bu düşüncenin doğru olmadığı zamanla kanıtlanmış olsa da hala bu tür yorumlar görebilmemiz mümkün.

Euro NCAP çarpışma testleri
Euro NCAP çarpışma testleri

Kapalı otoparkta meydana gelen ve düşük süratlerde gerçekleşen kazalar sonucunda çarpılan araçta yapısal hasar oluşması sonrasında otomobilin “Kalitesiz” olduğuna karar verenler olduğunu üzülerek gördüm. Gerçek şu ki otomobiller her geçen gün daha da güvenli hale geliyor. Bu güvenlik seviyesini sağlamak için de haliyle bazı değişimlerden geçilmesi gerekiyor.

Örnek vermek gerekirse otomobillerde bulunan güvenlik kafesinin ana elemanları olan sütunların önden veya arkadan çarpmalarda hasar görmemeleri ve kapıların rahatça açılabilmeleri için çarpışma kuvvetlerinin bir şekilde homojen bir dağılıma sahip olması gerekiyor. Bu dağılımı sağlayabilmek için üreticiler farklı yöntemlere başvursalar da genelde sonuç büyük oranda deformasyon oluyor.

Küçük kazalar sonrasında bile araçlarda büyük maddi hasarın yaşanmasının sebeplerinden birisi bu deformasyon miktarı. Ayrıca otomobilin donanım zenginliğinin de cepten çıkan parayla doğru orantılı olduğunu hatırlatmakta yarar var. 20 yıl önce önden alınan bir darbe sonucunda sadece görsel bir hasar oluştuğunda iki far ve bir tampon almak yeterli olsa da günümüzün zengin donanımlı araçlarında direksiyonel LED farlardan far yıkama sistemine, park sensörlerinden mesafe takip radarı vericisine kadar birçok kalem listeye eklenebiliyor.

Euro NCAP çarpışma testleri
Euro NCAP çarpışma testleri

Çokça karşılaştığım bir yanılgı da görsel hasarın aracın kalitesini belirlemesi. Özellikle park manevralarında yaşanabilen sürtmelere karşı otomobillerin tampon ve çamurluk gibi parçalarında plastik malzemeler kullanılabiliyor. Bu malzemeler düşük süratli darbelerde kendilerini toparlayabilseler de daha yüksek kuvvetlerin konuştuğu kazalarda dağılabiliyorlar. Aracın süratiyle birlikte çarpışma açıları ve dokunma noktaları bile görsel hasarda söz sahibi olabiliyor.

Ayrıca bir dip not: “Düşük sürat.” denildiğinde insanların aklına gelen üç haneli rakamlar endüstri standartlarını yansıtmıyor. Euro NCAP testlerinde araçların darmadağın olmasıyla sonuçlanan ofset önden çarpma testlerinin 64, yandan çarpma testlerininse 50 km/s süratle yapıldığını hatırlatırım. Hatta B sütunu ve kafa hava yastıklarını test eden yandan direk çarpması testi sadece 32 km/s ile yapılıyor ki bu sürate bir insan koşarak ulaşabiliyor.

Bunu da oku:

BÜYÜK BİR AİLENİN PARÇASI OL!