Dünyanın en büyük motosiklet üreticisi konumundaki Honda, büyük enduro sınıfında uzun zamandır sessizdi.

Rekabetin yoğun, modellerin az olduğu bu segmentte Japon üretici yumruğunu masaya sert vurdu. Satışa çıktığı andan itibaren büyük ilgi gören CRF 1000 Honda Africa Twin'i sizin için mercek altına aldık.

Motorcular iyi bilir, macera ve gezi motorları ki jargonda ‘Adventure-Touring-Enduro' diye geçer, asfalttan ziyade dağ-bayır, çamur-çimende giden makinalardır. Naz yapmazlar, dert çekerler, icabında kimselerin yaşamadığı coğrafyalarda bile kullanıcısını üzmezler. En azından sahiplerinin beklentisi bu yöndedir. Çoğu kimse hakkını veremese de, kullandığı motorun bunları yapabildiğini bilmek güzel bir duygu...

1000 cc üstü Adventure – Enduro sınıftaki motorlar incelendiğinde durum döner dolaşır tek bir modele takılır, BMW R1200GS. Kimi yolun sonu diye gösterir, kimine göre kraliyet gemisidir. Burun kıvıranlar da yok değil.

Evet, BMW uzun zamandır kendine dişli bir rakip bulamıyordu, en azından bizim ülkemizde durum böyle. Yamaha Super Tenere, Ducati Multistrada veya KTM Super Adventure gerçekten de onun tahtına pek yaklaşamadılar. Taaa ki; Honda Africa Twin geçen yıl piyasaya çıkana kadar. 13 yıl aradan sonra Japon üretici Honda'dan Almanlara net bir cevap geldi.

Hadi biraz geçmişe gidelim

Bundan 40 yıl önce Fransızların girişimiyle başlayan ve ‘dünyanın gelmiş geçmiş en zor rallisi' diye adlandırılan Paris-Dakar, günümüzde ismi ve rotası değişse de devam ediyor. Otomobil ve kamyonların da boy gösterdiği organizasyonun motosiklet kategorisinde, ilk 2 yıl birinciliği XT500 modeliyle Yamaha almıştı. Konumuzla alakasız ama Japon üretici bu sayede 1985 yılına kadar Avrupa genelinde 60 bin adet XT500 sattı ve talebin 20 binlik kısmı sadece Fransa'dan geldi. İnsanlar, hayal bile edilemeyecek zorlukta yolları aşan motorlardan çok etkilenmişti. Bu durum tabi ki üreticilerin dikkatinden kaçmadı...

Honda Africa Twin
Honda Africa Twin

Paris'ten start alan yarış, Senegal'in başkenti Dakar'da son buluyordu. Yaklaşık 2 hafta süren ve 10 bin km'den fazla yolu, 50 derecelik sıcağın altında giden ralliciler, Moritanya ve Tenere çöllerini aşıp zorlu parkurlarla savaşıyorlardı. Neticede Dünya Grand Prix'sine (artık ismi MotoGP) ve Le Mans 24'e rakip olmaya başladı. Bugün adı Dakar Rallisi ve Afrika yerine Güney Amerika'da düzenleniyor ayrıca Formula 1 kadar da izleyici toplamayı başarıyor.

Honda'nın Paris-Dakar serüveni 1981 yılında başlasa da şans o sene BMW'den yana gidiyor. Alman üretici meşhur R80 GS modelini görücüye çıkarmış, çift silindirli boksör motoruyla adeta show yapmıştı. Honda ilk yarışında dişli rakiplerin karşısında sadece 6.'cılıkla yetinebildi ama ertesi sene birincilik kupasını kaldırmayı başardı. Paris-Dakar sadece ralli pilotlarını değil marka ve mühendisleri de zorlamaya başlamıştı. Almanlar, Japon markanın altında kalmak istemiyordu. BMW hemen yeni modeli R 100 GS'i geliştirildi ve 83, 84,85'te birinciliği kimseye yedirmedi. Mesele artık ralli ve kupadan çok onur savaşına dönmüştü.

Efsanenin doğuşu

Honda, Fransız distribütörün ısrarlarıyla 1982 yılında HRC'yi (Honda Racing Corporation) kurarak yarış mekaniği ve mühendislik üzerine AR-GE yatırımlarına başladı. HRC'nin çalışmaları ilk olarak 86 yılında meyvesini verdi. Bugünkü modele isim babalığı yapan Honda XRV750V Africa Twin geliştirilen ilk su soğutmalı ralli motoru olarak çok konuşuldu ve iki yıl üst üste Paris-Dakar rotasında rakiplerine kan kusturdu. Dişli rakipler boş durmuyor tüm mekanik bilgileriyle ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyordu. Fakat Honda, NXR800V kodlu yeni Africa Twin'i gün yüzüne çıkarttı ve 2 yıl daha üst üste kimse birinciliğe yaklaşamadı.

 

HRC halen Avrupa'nın en büyük motosiklet AR-GE merkezi olarak kurulduğu yerde hizmet veriyor. Ve size küçük bir ayrıntı; Africa Twin'lerin klasik rengi ve HRC'nin kurumsal logosu Fransız bayrağı gibi lacivert, beyaz ve kırmızı. Repsol-Honda yarış takımı ile çok karıştırılıyor. Turuncu, beyaz ve kırmızı renklerle MotoGP'de yarışan fabrika takımı, aslında uzatmaları oynayan sponsoru Repsol'un renkleriyle poz veriyor. Aslında o da HRC çatısı altında, neyse konumuza dönelim...

Paris-Dakar'da gelen başarıların üstüne ilk defa 1988 yılında ‘Africa Twin' ismiyle motor satışına başlayan Honda 90, 93 ve 96 yılında modeli yenileyerek 2003'e kadar oldukça başarılı satış grafikleri yakaladı. Eski Africa'lar bugün özellikle İngiltere'de el üstünde tutuluyor ve yüksek fiyatlardan satılıyor. Yani kendini çoktan ispat etti ve yaşı tutmasa da klasik koleksiyon motorları arasında girmeyi başardı.

Peki ya yenisi!

Rakipleri karşısında en büyük avantajı kesinlikle fiyatı; öyle 1-0 falan da öne geçmiyor aradaki fark en az 3-0'lık. Piyasada en köklü rakibi BMW demiştik, R 1200 GS'in bugünkü(Temmuz 2016) satış fiyatı 95 bin lira, bunun ralli paketi varmış, adventure modeli güzelmiş dediğinizde fiyat 120 bin lirayı buluyor. 50 bin liralık etiketle Africa Twin, bu noktada rakibine büyük fark atıyor. KTM'de ise 1090 ADV, 72 bin lira ve 1290 modelinin en pahalısı ise 105 bin liradan sunuluyor. Japon kardeşi Yamaha Super Tenere'de 79 binlik fiyata ve güncellenmeyi bekleyen bir kasaya sahip. Ama arka çanta da lazım, koruma demiri de olsun, sis farı olmazsa olmaz diyorsanız fiyatları bir daha gözden geçirmekte fayda var.

Africa Twin'in rakipleri karşısında bir diğer büyük avantajıysa tabi ki kendine münhasır ‘DCT' otomatik vites seçeneği.

Makul fiyatıyla 650cc ve üzeri Enduro kullanıcılarını tetiklemeyi başaran Honda, Dakar geçmişi ve bu sınıftaki tecrübelerini birleştirince Africa Twin, pazara sunulduğu bütün ülkelerde ciddi satış rakamlarına ulaşmayı başardı. Genel kullanıcı yorumlarını incelediğimizde henüz kronik bir sorunla karşılaşan yok. Sahipleri de memnun görünüyor, en azında yerli ve yabancı forumlarda okuduklarımız bu yönde...

Tasarım

Tasarım genel anlamda etkileyici ve bir adventure motorda olması gerektiği gibi. 10 gün ve 800 km geçirdiğimiz test motorunun renkleri HRC'nin ve Africa Twin'in klasik Dakar modeliyle aynı, beyaz üstüne kırmızı ve lacivert şeritli. Şahsen kırmızı renk ve siyah beyaz şeritli modeli beğeniyorum. Zaten birde komple siyah alternatifi bulunuyor. İnce yapısı, ‘yeterli' ön camı 87cm ile 85cm arası ayarlanabilir selesiyle, hem şehir trafiğinde hem de uzun soluklu tur gezilerine gayet uygun bir yapı sergiliyor.

Honda Africa Twin

Evet, şehir trafiğinde mükemmel değil ama zaten bu sınıftaki hiçbir motor, sıkışık şehir trafiği için üretilmiyor.

Motor

Africa Twin kendisi için tasarlanan 1000 cc'lik paralel çift silindirli 95 beygir güç ve 98 nm tork üreten bir yüreğe sahip. Silindir başına çift buji kullanan Africa motoru, CBR 1000 RR Fireblade'de kendini ispatlayan materyallerden üretilmiş. Endurolar için gayet uygun 270 dereceli krank açısı, 230 kiloluk canavarı gerek arazide gerek yolda gayet keyifli hale getiriyor. Alt devirlerden itibaren kesilmeyen tork hissi, ilk kalkış ve ara hızlanmalarda da oldukça başarılı. Şanzıman oranlarıysa memnun edici, şehir içinde özellikle 80 km hızdan sonra 6.viteste otomatik hissi almaya başlıyorsunuz ve 180'lere kadar gayet güzel. Debriyaj yoğun trafikte uyandırıyor ama sertliği iyi. 160 km'lere kadar gayet stabil olan Africa Twin, 200 km hıza nazlanmadan çıkıyor. Keyifli kullanım aralığı 90 ila 140 arası ama önemli olan trafikte hız limitlerine dikkat etmek.

Süspansiyon ve fren sistemi

Önde ayarlanabilir ve ters çalışan hidrolik Showa amortisörler mevcut. Arka tarafta ise yine sertliği ayarlanan gaz şarjlı Pro-Link hizmet ediyor. Kısaca özetlemek gerekirse hafif arazide ve asfalt kullanımında fabrika ayarları beni oldukça memnun etti. Özellikle bozuk zemindeki viraj kabiliyeti, kontrollü sürüşü arttırıyor. Fren sisteminde kullanılan ABS ise bugüne kadar denediğim en iyiler arasında. Önde 4 pistonlu kaliperlere 310 mm'lik çift disk eşlik ederken, arkada tek pistonlu 256mm tek disk bulunuyor ve fren sistemi her koşulda gayet net cevap veriyor.

Yakıt Tüketimi

Tamamen sürüş stiline göre değişen tüketim, "ne kadar sakin kullanmaya çalışsam da" 5,5 litrenin altına düşmedi. Biraz sıkıştırınca sarfiyat yükselmeye başlıyor. Sanırım benim sürüşüme göre 5,5-6 litre arası yakıyor.

Neticeye gelelim

Peki her şey mi mükemmel? Tabi ki hayır, mesela sele 1 saati geçen yolculuklarda rahatsız etmeye başlıyor. Dikiz aynalarının biraz daha büyük ve yüksek olmasını tercih ederdim. Belki de en önemlisi ön cam ayarlanabilir olsaydı... Gerçi aksesuar olarak uzun tur camı satılıyor ama ‘sen Africa'sın' neden ön camın yükseklik ayarı olmaz. Gel gör ki sele yüksekliği ayarlanıyor...

Eğer bu testi kışın yapmış olsaydım kesinlikle elcik ısıtmada arardım. Bunlar tamamen sürücüye göre değişen durumlar ve rakiplerde de yüzde 100 memnun eden bir model yok. Aklıma gelmişken; Son izlediğim yabancı bir dünya turu videosunda geçen replik: "Yolda kalan çok GS gördüm, çoğu elektronik arızadan. Hatta yakıt pompası kırsal arazide bozulan talihsiz bir KTM sürücüsüne çok acıdım. Arazide çaresizlik çok kötü ama Avrupa'nın ortasında motoru bozulup 10 gün parça bekleyenler de yok değil, şaka yapmıyorum. Benzer durumda ise hiç Japon motora rastlamadım.'' Yorum benim değil, lütfen kızmayın!

Özet olarak, Honda tüm mühendislik ve becerilerini ortaya koyarak Africa Twin'i beğenilere sundu. Evet büyük enduro sınıfını domine eden, GS'ler olabilir ama biraz daha zaman geçsin, duruma tekrar bakalım. Şimdilik Honda gayet başarılı görünüyor ve bir yılda ciddi satış rakamlarına ulaştı bile. Hatta bir çılgınlık yaptı, dünyanın ilk scooter enduro modeli X-ADV'yi yollara çıkardı. Sıradaki testimizin konuğu da o olacak...

Honda Africa Twin