Sürüş İzlenimi: 2015 Renault Zoe Harika Ancak Menzil Hala Büyük Bir Sorun

Uzaktan baktığınızda 2015 Renault Zoe'yi muhtemelen herhangi bir küçük sınıf otomobile benzetebilirsiniz ancak o ilk bakışta beklenilenle ilgisi olmayan şahsına münhasır bir otomobil. Twizy'nin de yer aldığı Renault'un 'sıfır emisyon' ailesinin şimdilik amiral gemisi olan Zoe, bizim de aralarında olduğumuz Avrupalı müşteri kitlesi için içten yanmalı motoru terk edip tamamen elektrikli bir motor sistemine kavuşmuş durumda. Otomobilin günlük hayattaki kullanımına yönelik pek çok önemli olduğunu düşündüğüm izlenimden önce bakalım Zoe çevremiz için ne yapabilir! Zoe'nin konsepti aslında CEO Carlos Ghosn'un Davos Forum'unda bir dizi elektrikli otomobil üretilmesinin planlandığını açıkladığı 2008 yılının Ocak ayında çoktan üretilmişti. 2009 yılında ön gösterimin yapılmasının ardından ise Fransızların gerçekten çok ciddi olduklarını öğrenmiş olduk. İlk konsept çok daha sıradışı bir tarza sahipken, pazarlama araştırmalarında tüketici beklentilerinin ters yönde çıkmasının ardından Renault tasarımda daha geleneksel bir dile yöneldi ve 2012'de otomobil satışa çıktı. (İlk yıl Fransa'da sadece 48 adet satıldı.) Peki ya 2015'te durum nasıl? Öncelikle otomobilin ne kadar pratik olduğunu anlatmama izin verin. Öncelikle Zoe'nin bataryaları otomobilin altında konumlandırılmış ve araçta egzoz sistemi bulunmuyor. Bu durum 330 litrenin üzerinde bir bagaj kapasitesiyle karşılaşmamız sağlıyor ve otomobili örneğin bir Ford Fiesta ya da Opel Corsa'dan daha pratik hale getiriyor. Aracın pillerinin altında olması nedeniyle yükseklik ayarı olmayan ve normalden yukarıda konumlanan koltukların yanı sıra, bagajın yükleme alanı da biraz yüksek. Otomobilin içinde de yüksekte oturuyor oluşunuzu hemen hissediyorsunuz.
Öte yandan bu durum özellikle akıllı uslu sürücülerin çok daha geniş görüş sunması açısından hoşuna gidecek bir şey. Direksiyonun 45 derecelik yataylıkla konumlandırılmış olması da Caddebostan sahildeki ne işe yaradığı belirsiz spor direksiyonlarını (fitness terminolojisinde o şeylere ne isim veriyorlar bilemiyorum. Sağlık direksiyonu?) andırıyor ancak neyse ki derinlik ve yükseklik ayarı mevcut. Yine de otomobilin sizi de zorla sakinleştiren havası ve deri kaplı direksiyonun dokusu bunlara fazla takılmamanızı sağlıyor. Baş destekleri fütüristik tavrına vurgu yapan Zoe'nin koltukları olabildiğince rahat. Teflon kaplamalı kumaşla kaplanan koltukların lekelenmesi halinde temizlenmesi de oldukça kolay. Zoe'nin her tür otomobil alıcısına hitap etmediğini iyi bilen Renault, elektrikli bir otomobil almayı düşünen bir müşteriyi iç mekandan kaybetmemek için bu alanda oldukça iyi çalışmış. İç mekanda özellikle kapı plastikleri biraz sert olsa da genel olarak otomobilin tamamı dokunulası, okşanılası ve eve götürülesi bir kalite ve sevimliliğe sahip. İç mekanda da dışarıda olduğu gibi Renault'un renkli (mavi) krom parçaları, doğaya saygılı bir otomobil sürdüğünüzü ne yana dönseniz hatırlatıyor. Clio ve Captur'dan da bildiğimiz Tom Tom Navigasyon ve R-Link eğlence ve bilgi sistemine sahip dokunmatik ekranda ayrıca otomobilin enerji akışı ve sürüşünüze yönelik tavsiyelere de erişebiliyorsunuz. Ekranın altında da oldukça sade fakat yeterli klima kontrolleri var. Tekerlekli bir UFO gibi ses çıkartan (daha önce UFO'da test ettim, evet!) otomobilin hız göstergesi ise gelenekselin aksine çok geniş bir TFT LCD ekrandan oluşuyor ve bu ekranda otomobilinizin hızını, şarj durumunu ve vitesin konumunu görebiliyorsunuz. Aynı akıllı telefonunuzun üst bölümü gibi! Çekiyor mu? Wi-Fi var mı? Şarzım bitiyor kapatmam lazım? Otomobilin büyük ön camı ve her tarafı açık renk iç mekanı güneşli bir yaz gününde test ettiğimiz aracın her köşesinin gözümüzü almasına sebep olduğu için koyu bir iç mekanı kesinlikle tercih ederdim. Ancak Londra gibi güneşin sadece mecazi anlamda üzerinde parladığı bir şehirde bu aydınlık iç mekan modunuzu kolayca iyimsere çevirebilir. Bizimse sadece gözümüzü aldı, gözlükten gözlüğe koştuk! Sonra neden karanlık tarafa geçtin diye sormayın, gözümü alıyor fazla aydınlık. Sadece ileri geri şeklinde çalışan vites değişimi olmayan bir sürüş deneyimini sanırım en son 6 yaşında annemin dırdırıyla 'Çocuk arabaya merak salmasın, yarışır filan mazallah' diyerek alınmayan akülü arabayı beyaz eşya mağazasında kullanırken yaşamıştım. Bu yaşta enteresan geldi. Ancak motor sesi olmayan, ses yalıtımı mükemmel bir otomobille vites değişimiyle sarsılmadan uçan halının üzerindeymiş gibi işten eve gelmek kesinlikle yaşanılması gereken bir deneyim. Hele ki böyle stresli ve sinir bozucu bir şehirde yaşıyorsanız. Otomobil hakkında en beğendiğim özellik ise sinyal ve emniyet kemeri uyarı seslerinde sanki bir şey yapmazsanız dünya havaya uçacakmış gibi değil, gayet sakin, hatta aman takmayayım kemeri acık daha çalsın diyeceğiniz majör bir tınının kullanılmış olmasıydı. Hatta gereksiz bir anektod da vereyim; 2010 yılında Paris'ten Zoe isimli bir kadın, Renault Zoe'nin kendisini alay konusu haline getirdiği gerekçesiyle Renault'u mahkemeye vermiş ancak mahkeme elbette Renault'un lehine karar vermiş. Her ne kadar içten yanmalı motordan elektrikli motora geçiş büyük bir yenilik olsa da, Renault kullanıcı profiline bakarak otomobilin tasarımında aynı ölçüde devrimci olmaya gerek duymamış. Otomobil Clio'dan daha yüksek ve uzun bir süpermini otomobil. İlk bakışta da Clio izlenimi uyandırıyor ancak transparan mavi stop lambalarının özgün dizaynı gibi detaylar otomobilin farklılığını hemen anlamayı sağlıyor. Tabi frene basınca stoplar tamamen kırmızıya dönüyor. Otomobilin önü ise bana eski arabam 1973 model VW Beetle'ımı hatırlatan bir sırıtmayı hatırlattı. Özellikle gamzeyi andıran tampon kenarlarındaki gündüz farları karakter katan bir detay olmuş. ELEKTRİKLİ OTOMOBİLLER KONUSUNDA YANILIYORSUNUZ! HER ANLAMDA! Hemen hemen herkes elektrikli otomobillerin çok ağır, hantal ve kullanımı keyifsiz olduğunu düşünüyor. Aksine Renault Zoe'yi kullanmak başlı başına bir mobilite deneyimi ve çok da keyifli. 88 hp güç üreten elektrik motoru 0'dan 100 km/s'e otomobili 13.5 saniye civarında ulaştırırken, aracın sadece 1 ileri vitesi olması nedeniyle son sürat ister istemez 135 km/s ile sınırlanmış oluyor. 220 Nm tork üreten otomobilin en çarpıcı özelliği ise bu torku size neredeyse hemen sağlaması. Dolayısıyla bir içten yanmalı otomobilde yaşayamayacağınız bir deneyim yaşıyorsunuz. Gaza bastığınızda herkesi korkuyla koltuğuna yapıştırabileceğiniz bir güç bu. Şahsen ben trafikte sinirlenip patinajla kalkmayı bile başardım. Bu ağırlıkta ( 1500 kg'ın üzerinde bir ağırlığa sahip otomobil. Yani süper mini olmasına karşın dev bir pick up kadar ağır) bir otomobil için inanılmaz bir olay bu. Otomobilin ani hızlanmasını bir roller coster trenine benzetebiliriz. Ani, patlayıcı ve çok güçlü. Hızlanma ve gaz tepkimesinin yanı sıra sürüş de hiç fena değil. Bataryaları otomobilin altında konumlandıran Renault, ağırlık dengesini de ortaya yoğunlaştırıp dengeli bir dağılım yakalamış. Otomobilde Clio 3 RS bağlantı rotları ve üst segment power sireksiyon motoru kullanılmış olması, direksiyon tepkileri ve sürüşü beklenenin çok üstünde bir kaliteye taşıyor. Açıkçası şehir içinde dolaşırken çeyrek tonluk bir batarya ağırlığı taşıdığınızı anlamakta güçlük çekiyorsunuz. Ancak 80 km/s sonrasında otomobil hızlanmada isteksiz hale geliyor. Virajlarda oldukça stabil olan otomobil, ağırlığının %59'unun ön aks üzerinde olması ve arka frenlerde kampana kullanılıyor olması nedeniyle ani frenajda agresif biçimde öne yığılıyor. Alıştıktan sonra büyük sorun değil ancak ilk deneyimde insana bir şeyleri yanlış mı yapıyorum acaba hissi veriyor. Ayrıca otomobil ayağınızı gazdan çektiğinizde ve frenajda ortaya çıkan kinetik enerji ile bataryayı geri şarj ediyor. Aynı F1 pilotlarının yaşadığı gibi. Tam olarak aynı şekilde. Bu hissiyatı da çaktırmadan deneyimlemedik diyemem. Önünüzdeki araçla aranızda mesafe bırakmak ve yavaşlama sürenizi ne kadar uzatırsanız, otomobilin menzili de o kadar uzuyor. Yani Renault sizi dikkatli ve yetenekli bir sürücü olmaya adeta zorluyor. Gideceğiniz yere menzil dahilinde ekonomik bir şekilde varmak artık sizin tasarrufunuz değil. Zoe ile yavaş hızlanmalı, süratinizi sabit tutmalı ve fren mesafenizi uzatarak motor frenini maksimum oranda kullanıp gücünüzü ekonomik kullanmak zorundasınız. Ki bu çok iyi bir şey aslında. Euro NCAP'ten Clio gibi maksimum puan alan zoe zaten caddelerde gazlanacak, otobanda yarışılacak bir otomobil değil. Dolayısıyla kullanıcı kitlesinin büyük bir güvenlik sorunu yaşayacağını düşünmüyorum. TEKNİK IVIR ZIVIRLARI BİR KENARA BIRAKIRSAK! Gelelim en önemli meseleye, yani kısıtlı hızlı şarj altyapısı olan İstanbul'da tamamen elektrikli bir otomobille imtihanımıza! Öncelikle Zoe ile geçirdiğim beş gün boyunca otomobile dair herkesten gelen sorularda ana odak noktası otomobilin şarjının ne kadar gittiğiydi. Yani otomobil tam şarjla ne kadar gidiyordu, interneti açınca hemen biter miydi, trafikte kalır mıydık, nasıl oluyordu da oluyordu? Evet bir İstanbul şoförü gözünden bakacak olursak çok keyif almış ve şarj tam dolu iken huzurla meditasyon yaparak yol almış olsam da, şarjım yüzde ellinin altına indiğinde alnımdan(!) ter aktı, stresten fenalık geçirdim. Türkiye'de hızlı şarj üniteleri kuran firma eşarj 'ın internet sitesinin mobil versiyonunun başarısızlığı ile en yakın şarj istasyonunu bulmakta zorlanacaksınız. Navigasyon eklentilerinde aptal aptal elektronik şarj istasyonu arayacak ama bulamayacaksınız? AVM otopark görevlileri elektrikli araç şarj ünitesi var mı otoparkta diye sorduğunuzda sizi en alt kata Teknosa'ya gidin şarj aletleri var orada her şeyin diye yönlendirecek. Sadece iki tane mutluluk prizi ararken otoparkta slalom yapmaktan başınız dönecek! Tamam, belki de sadece ben biraz acemiyim bu işlere çünkü AVM otoparklarındaki şarj istasyonlarında sanki yirmi yıldır elektrikli otomobil kullanıyor kadar rahat davranan BMW i3 sahibi genç kızlar gördüm. Bense daha birkaç yıl önce naftalini eritip benzine karıştırarak Citroen BX TGi'm ile hız rekoru denemek isterken yangın çıkartıyordum. Yani azıcık yaşamsal pratik de gerekiyor bu otomobili kullanmak için. Aynı otomobilin sizi içine soktuğu mod gibi gevşek olmalısınız. O zaman Zoe mükemmel bir yoldaş olacaktır size. Çok geveledim, hemen toparlıyorum! Renault Zoe'nin içinde olmak süper bir his; size İsviçre çikolatalarını, Fransız şaraplarını, estetik pek çok şeyi anımsatıyor bir bakıma. Ancak şarjım bitti bitecek endişesi tamamen elektrikli otomobilin istim üstündeki büyük şehir insanı için en büyük handikapı. Ayrıca elektrikli otomobille az ama neredeyse bedava yolculuk ettiğinizi de düşünmeyin. Öncelikle her ay 59 Euro'luk bir batarya kirasını sabit olarak ödemeniz gerekiyor. Şehir içinde sadece bu parayla alacağınız yakıtla ekonomik dizel bir otomobille en az 600 km yol yaparsınız. Dolayısıyla elektrikli otomobillere her şeye baktığımız gibi finansal açıdan bakmamamız, bunun dünyanın geleceği için bir adım olduğunun farkına varmamız gerekiyor. Öte yandan yılda 12 kez ödeyeceğiniz bu 59 Euro, evinize kurdurmak zorunda kalacağınız (kalacaksınız!) hızlı şarj ünitesi ve elektrik masrafıyla aynı mesafeyi ekonomik bir dizel ya da benzinli otomobilde akaryakıt almak için de kullanabilirsiniz ki maliyetler hemen hemen başabaş çıkacaktır. otomobilin fiyatı ise 66.000 TL dolaylarında. Ayrıca akaryakıtla çalışan otomobillerle Zoe gibi menzille sınırlanmıyor, istediğiniz yere yakıt oldukça gidebiliyorsunuz v.s. Zoe ile ise her maksimum 150 km'lik yolculuğunuzda en az 1.5 saat hızlı şarj ünitesine bağlı kalmanız gerekli. Üstelik otomobil hızlı şarj ünitesiyle yarım saatte %80 oranında dolmuyor. bu da otomobille şehirden çıkmayı imkansız hale getiriyor. "Bir tur versene, çöpün oradan dönüp geleceğim." Bu istatistik güzel şekilde servis edilmiş ancak yüzde kaçtan %80'e yarım saatte doluyor? Ben şahsen ilk sürüşte tam şarjdan karma kullanım stilleriyle (eco modunda) 179 km yol aldım ve otomobilin şarjı yüzde yüzden yüzde 2'ye indi. İkinci tam şarjda ise daha performanslı kullanımda yüzde 3'lük şarja sadece 95 km'de ulaştım. Üstelik yolculuklarımın büyük bölümünde bagajda yük, otomobilde yolcu yoktu. 220 volt elektriğe bağlayabildiğiniz şarj seçeneğinde ise otomobilin şarjı %25 iken aracın göstergesi tam şarj için 13 saat süre gerektiğini gösteriyordu. Yani çok kullanışsız. Dolayısıyla elektrikli otomobillerin şu an için mottoları arabayı daha az sürün, doğayı kirletmemiş olun gibi görünüyor. Halbuki bizim ihtiyaçlarımızı konforumuzdan ödün vermeden karşılamamız ve dünyayı bunu yaparken dünyayı kirletmeyen teknolojilere para vererek yapmamız gerekli. Yine de sıfır emisyona sahip bir otomobil kullanmak, trafikeki boğucu egzoz gazına bir katkıda sizin yapmıyor oluşunuzun bilinci çok kıymetli. Askerde elime ilk kez silah aldığımda ateşli silahların kavram olarak soğukluğunu nasıl hemen hissettiysem, Zoe'yi kullandığımda da sıfır emisyona sahip, çevreye hiçbir zarar vermeyen bir otomobil kullanıyor olmanın sempatisine hemen alıştım. Ayrıca geleneksel içten yanmalı motorlar gibi yağ filtresi, hava filtresi, yakıt filtresi, motor yağı v.s gibi periyodik bakım giderleriniz de yok. Öte yandan aracı şarj ettiğimiz elektriğin üretim metodu da çevrecilik konusunda bir paradoks yaratıyor. Dereleri kurutalım, HES'leri dikelim (Çünkü elektrik çok önemli), iki köylüyü de dövdük mü mis! Sonra o elektrikle arabamızı şarj edelim ve yolumuza bakalım. Ne o? Çevreciyiz! Renault Zoe elektrikli otomobillerin BMW i3 ile birlikte ilk öncülerinden birisi olmasının yanı sıra bir karakteri temsil ediyor. Dünyayı temiz tutmak ve geleceğe daha temiz ve yaşanılabilir bir çevre bırakmak. Dolayısıyla kullanıcılarının da sorgulayan, hayatı sadece maliyetlerle ele almayan, bir yaşam görüşüne sahip kişiler olması gerektiğini düşünüyorum. Elektrikli otomobillerin gerçek misyonları ancak bu şekilde doğru anlaşılabilir. Zira çevrenin korunması bir zincirin her halkasının uyumuyla gerçekleşir, kolyenin ucundaki güzel taşın parıltısı sadece göz boyamaktan öteyee geçmez. Zoe'nin sürüş izlenimi umarım otomobil hakkında bilgi vermeye çalıştığı kadar geleceğin neden ve nasıl(!) elektrikte olduğunu düşündürmek için de faydalı olmuştur.

BÜYÜK BİR AİLENİN PARÇASI OL!

Sürüş İzlenimi: 2015 Renault Zoe Harika Ancak Menzil Hala Büyük Bir Sorun