Türkiye’de TEB Arval’in desteğiyle gerçekleştirilen 2021 Mobilite ve Filo Barometresi’nin sonuçları filo dünyasında yaşanan değişimlere dair önemli tespitler içeriyor. Mobilite trendlerinin geleceğine ışık tutan ve ülkeler bazında da veriler sunan araştırmaya göre, Türkiye’de şirket filolarında büyüme göze çarpıyor. Özellikle büyük ölçekli firmaların etkisiyle hibrit ve elektrikli araç uyumu da hızlanıyor. 

TEB Arval Genel Müdürü Kağan Yaşa, her yıl olduğu gibi bu yıl da TEB Arval olarak 2021 Mobilite ve Filo Barometresi’nin hazırlanmasına destek verdiklerini ifade etti ve şunları söyledi: “Filo dünyasında yaşanan değişimin fotoğrafını çeken araştırma için 250’si Türkiye’den olmak üzere 20 farklı ülkeden toplamda yaklaşık 5.200 filo yöneticisi ile görüşme gerçekleştirildi.

Araştırma sonuçları beş ayrı başlıkta ülkemizdeki filo kullanım alışkanlıklarını da yansıtıyor. Türkiye’de şirket filolarında büyüme göze çarparken, özellikle büyük ölçekli firmaların etkisiyle hibrit ve elektrikli araç uyumu hızlanıyor. Firmaların 2020 yılında toplu taşımayı yarı yarıya azalttığına dair verilerin de yer aldığı araştırmanın sonuçları filo sektörünün durumunu değerlendirmemize olanak sağlarken, mobilite trendlerinin geleceğine de ışık tutuyor.”

Araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri, değişen tercihlerle birlikte Türkiye’de filoların büyümeye devam etmesi oldu. Buna göre Türkiye’de ortalama kurumsal filo büyüklüğü ortalama 44 adetten 69 adete yükseldi. Bununla birlikte 2021 Mobilite ve Filo Barometresi sonuçları filo yöneticilerinin önümüzdeki döneme iyimser baktıklarını da ortaya koydu. 

Araştırmaya katılanların %71’i önümüzdeki üç yıl içerisinde filolarında büyüme bekliyor. Bu oran geçtiğimiz yıl ise %48 seviyelerindeydi. Küçük ölçekli işletmelerde bu büyüme beklentisi %42 seviyelerindeyken, büyük ölçekli şirketlerin %100’ü filolarında büyüme bekliyor.

Araştırmanın sonuçlarına göre büyüme beklentilerinin temel unsurları ise COVID-19 nedeniyle çalışanlara güvenli bir ulaşım aracı sunmak (%66) ve şirket araç kullanımına ihtiyaç duyulan yeni bir proje ya da büyüme olması (%66) şeklinde gerçekleşti. Ayrıca çalışan bağlılığının artırılması gibi İK ile ilgili gereklilikler (%38) de ön plana çıktı. Şirketlerin ortalama araç kullanım süresi de binek araçlarda 4,8 yıldan 2,9 yıla düştü. Bu sonuç, şirketlerin daha fazla kısa ve orta vadeli kiralamayı tercih etmeye başladığını gösteriyor.

Şirketlerin araç finansman tercihlerinde ilk sırada %39 ile peşin satın alma yer alırken, operasyonel kiralama %16’lık bir paya sahip. Özellikle büyük ölçekli şirketlerde bu oran %22’lere yükseliyor. Araştırmaya katılan şirketlerin %76’sı önümüzdeki üç yıl içerisinde filolarındaki operasyonel kiralamanın artacağını belirtiyor, geçen yıl ise bu oran %40’tı. Operasyonel kiralamanın daha az tercih edildiği 1-9 çalışanı olan küçük ölçekli işletmelerin %51’i operasyonel kiralamayı artıracaklarını belirtirken; 10-99 çalışanı olan orta ölçekli şirketlerde bu oran %84’e, 250 ve üzeri çalışanı olan şirketlerde ise %100’e yükseliyor.

Son dönemde artan çevresel etkiye kurumların verdiği önemin artmasıyla birlikte şirketler de bu konuda üstüne düşeni yapmak istiyor. Araştırmada ortaya çıkan önemli başlıklardan biri de, şirketlerin hibrit ve elektrikli araçlar gibi çevreci alternatiflere yönelmek istemesi oldu. Araştırmaya göre 2020 yılında her 10 şirketten neredeyse 7’si hibrit, plug-in hibrit araçları filosuna dahil etti ya da önümüzdeki 3 yıl içerisinde dahil etmeyi planladığını belirtti. Oysa geçen yıl yalnızca her 10 şirketin 3’ü bu seçenekleri değerlendiriyordu.  

Yüzde 100 elektrikli araçların ise önümüzdeki 3 yıl içerisinde filolardaki oranında ciddi bir ilerleme kaydedeceği belirtildi. 2019 yılındaki sonuçlara göre, hali hazırda %100 elektrikli aracı kullanan veya önümüzdeki 3 yıl içerisinde şirket filolarına dahil etmeyi planlayan şirketlerin oranı %30 iken, 2020 yılında bu oran %62’ye yükseldi. Özellikle binek araçlarda bu alternatif teknolojilerin ön plana çıkmasının nedenleri yakıt maliyetlerini düşürmek (%82), çevresel etkileri azaltmak (%76), şirket imajını güçlendirmek (%73) olarak öne çıkıyor.

Pandeminin hayatımızda birçok iz bırakmasıyla beraber güvenli ulaşım ve mobilite ihtiyacıda, kısa ve orta vadede stratejik bir konu haline geldi. Bundan en çok etkilenen ise toplu taşıma oldu. Geçen yıl araştırmaya katılan şirketlerin %41’i toplu taşımayı kullanırken; 2020 yılında toplu taşımaya olan ilgili 21 puan gerileyerek %20’lere düştü. Bu yıl en çok tercih edilen mobilite seçenekleri kısa ve orta vadeli araç kiralama (%62), kurumsal araç paylaşımı (%50, geçen yıla kıyasla %18 artış) ve yolculuk paylaşımı (%26) olarak öne çıkıyor.

COVID-19 aynı zamanda hayatımızdaki dijitalleşmenin de hızlanmasını sağladı. Bu bağlamda Türkiye telematik kullanımında ilk sırada yer aldı. Araştırmaya göre Türkiye’deki şirketlerin %81’i filolarında telematik kullanıyor.   Bu oran ile Türkiye, araştırmanın gerçekleştirildiği ülkeler arasında kullanımda ilk sırada yer alırken; bu oran binek araçlarda %79 iken, hafif ticari araçlarda %45 olarak görünüyor. 

Telematik kullanımında filo maliyetlerini düşürmek (% 59, geçen yıla kıyasla + 37 puan) ve operasyonel verimliliği artırmak (% 43, geçen yıla kıyasla + 8 puan), araç paylaşımını optimize etmek (%25, geçen yıla kıyasla +10 puan) giderek daha da fazla önem kazanan motivasyonlar olarak öne çıkıyor.