Salgının direkt ve dolaylı etkileri, sendikaları sinirlendiriyor.

2020 yılı, otomotiv sektörünün görüp görebileceği en kötü yıllardan biri olmayı sürdürüyor. Coronavirüs salgını ile birlikte neredeyse durma noktasına gelen sektör, salgının uzun vadeli etkileri ile karşı karşıya.

Direkt ve dolaylı yoldan işçileri etkileyen salgın, ilk olarak tesislerin kapanmasına sebep olmuştu. Pek çok firmanın fabrikalarda çalışmayı durdurması üzerine işsiz kalan çalışanlar, fabrikalar açıldıktan sonra karşılaştıkları "kemer sıkma" projeleri ile bir kez daha dar boğaza girdi.

BMW, Bentley, Volvo, Jaguar Land Rover ve Renault gibi markaların tamamı on binleri aşan işten çıkarma kararları ile pek çok çalışanın geleceğini etkilemiş durumda. Satışların bir türlü yükselmiyor oluşu da bu projelerin bir süre daha devam edeceğinin işaretçisi.

Tabi ki salgının etkileri bununla sınırlı değil. Elektrikli geleceğe hazırlanan pek çok marka, bu salgın ile birlikte çalışmalarını hızlandırmış durumda. Bu hareketlenmede, coronavirüs salgını ile birlikte artan elektrikli otomobil talebi de büyük rol oynuyor. Dev üreticilerin yavaş yavaş dizel ve benzinli motorlardan uzaklaştığını gördüğümüz şu günlerde, 2025 yılı hedef gösterilmiş durumda.

Peki bu durum ne anlama geliyor? Automotive News Europe'un haberine göre yavaş yavaş elektrikli otomobil üretimini artıran üreticiler, çalışanları ikiye bölmüş durumda. Yıllardır geleneksel modeller üzerinde çalışan işçilerin yerini, elektrikli geleceğe hazır çalışanlar alacak. Sadece İspanya'da 600.000 çalışanın bu değişim ile birlikte işlerinden olması bekleniyor. 

Yani gelecek, şimdilik, beklediğimizden daha karanlık görünüyor. Bakalım otomotiv sektörü bu keşmekeşin içerisinden nasıl çıkacak..