Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) Başkanı Haydar Yenigün, Elektirkli araçlar için yapısal değimlerin önemini değerlendirdi.

Dünyanın en büyük otomotiv üreticileri arasında yer alan Türkiye, son dönemde tüm dünyada sayısı hızla artan elektrikli araçlara geçiş için adımlarını hızlandırdı. Bu kapsamda açıklamalarda bulunan Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) Başkanı Haydar Yenigün, bu geçişi sadece ana sanayiinin değil, tüm değer zincirinin bir bütün olarak gerçekleştirmesi gerektiğini vurgulayarak, “Rekabetçiliğimizin korunması için yapısal konular çözülmeli ve tüm paydaşlar değişim sürecinde ortak hareket etmeli” dedi. Yenigün; üretimin yüzde 85’ini ihraç eden, dünyaya mühendislik ihracatı yapan otomotiv sanayimizin yetkinliği açısından birçok ülkeden çok daha başarılı seviyede olduğuna dikkat çekerek; “Söz konusu dönüşüm için yerli üretim rekabetçiliğinin korunması ve geliştirilmesi, üretim rekabetçiliğinin artışı için yüksek katma değerli ve teknolojili ürünlerin üretiminin geliştirilmesi, veri ekonomisi mevzuatının oluşturulması, test altyapısının oluşturulması, yeni yatırımların ülkemize çekilmesi için yatırım teşvik mevzularında iyileştirme yapılması ve yatırımlara ilişkin vergi indirimlerinin daha makul süreler içinde kullanılabilmesi, şarj şebekesi ve elektrik fiyatlandırması konusunda ulusal yaklaşım oluşturulması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

AB’ni elektrikli pazarı yüzde 80 6 ülkeden

Satınalma gücü, şehirlerin şarj altyapısı, elektrik/akaryakıt fiyatlandırma politikası ve vergilendirme sistemi gibi konuların iç pazarın elektrikli araçlara geçiş sürecini belirleyen önemli etkenler olduğuna dikkat çeken Haydar Yenigün, şöyle devam etti: “Elektrikli araçlara geçişte ara adım olarak gördüğümüz hibrit araçların son iki yılda pazardaki gelişimini memnuniyetle gözlemliyoruz. Tüketicinin hibrit araçlara gösterdiği ilgi elektrikli araçlara geçiş için bize olumlu sinyaller veriyor. Ancak şunu göz ardı etmemeliyiz. Elektrikli araçların maliyet yapısının içten yanmalı araçlarla eşit seviyeye gelmesinin zaman alacağı aşikar. Araştırmalara göre elektrikli araç maliyetlerinin içten yanmalı araç maliyetleri seviyelerine ulaşması 2027-2030 yılları olarak öngörülüyor. Öte yandan AB ülkelerinde satınalma gücü görece düşük olan ülkelerin elektrikli araçlara geçiş hızının daha düşük olduğunu ve AB’de toplam elektrikli araç pazarının yüzde 80’inin sadece 6 ülkede gerçekleştiğini de raporlar göstermekte.”

Elektrikli araçlara geçişte en önemli etkenlerden biri olan çevre konusuna da değinen Haydar Yenigün, bir aracın ömrü boyunca gerçekleşen emisyon salınımının daha doğru bir şekilde ölçülebilmesi için elektriğin üretim sürecindeki emisyon salınımlarını da dikkate alacak şekilde yakıt çıkarma, üretme ve nakliyesini de göz önünde bulunduran “Kuyudan Tekerleğe” (Well-to-Wheel) yaklaşımına bakılmasının daha doğru bir yaklaşım olduğunu vurguladı. Sadece aracın kullanım sürecindeki çevreye etkisine bakıldığında; elektrikli araçların daha az kirletici etkiye sahip olduğunu belirten Yenigün, açıklamalarını şöyle sürdürdü: “Ancak elektrik üretiminin fosil yakıtlarla gerçekleştirilmesi durumunda araç kullanımında oluşturulan pozitif katkı azalıyor. Öte yandan, ömrünü tamamlayan bataryaların atık yönetimi de elektrikli araçların çevre üzerinde oluşturacağı ekstra bir yük. Elektrikli otomobillerin çevreye etkisini beklenildiği şekilde olumlu seviyede tutabilmek için, elektrik üretiminin ve batarya atık yönetiminin çevre bilinci çerçevesinde sürdürülmesi kritik öneme sahip.”