Amerika'nın en çok ses getiren otomobilinin içi yüzünü gösteriyoruz.

Dünyaca ünlü çizer David Kimble, 25 yıllık hayatı boyunca Dodge Viper'ın birçok çizimine imza atma keyfine ulaştı. 'Keyfine ulaştı' diyorum çünkü görsel olarak pek az otomobil, tutkunları üzerinde bu kadar doyurucu ve etkileyici olabilir. Her ne kadar çizimde o müthiş gövde panellerinin bir kısmı çıkartılmış olsa da Kimble'ın çizimi Viper'ın geniş, tehditkar çizgilerini gösteriyor. Bu önemli çünkü gözleriniz anında metrelerce uzunluğundaki, altında V10 motorun yattığı, alüminyumdan üretilmiş motor kaputunu arıyor. Viper'ın muhteşem görüntüsü otomobilin hakkında bu kadar söz edilmesinin ardında yatan nedenlerin başında geliyordu. 

 

2013 Dodge Viper SRT-10 Cutaway by David Kimble

 

Bunu biliyor olmalıyım çünkü Viper çıktığında buralardaydım. 

Dodge Viper 1989'da Detroit Otomobil Fuarı'nda tanıtıldığında ben 13 yaşımdaydım. O yıl fuara ilk kez gitmiştim ve bunun nedeni sadece Viper'ı görmek içindi. O yaşta bile otomobillere çok meraklıydım; Michigan'daki Ypsilanti fabrikasında çalışan babam ve 1980 Mercury Cougar XR-7 modeliyle ortalıkta dolaşam ağabeyim sağolsunlar.

O yaşta motorlar ve süspansiyon sistemleri hakkında çok az şey bilirdim. Otomobil bilgim - 13 yaşındaki birinden bekleneceği üzere- tamamen görüntü ve ses üzerine kuruluydu. 1989'da Viper konsepti, geniş görüntüsü ve duruşu, siyah zeminli ön farları, yandan çıkışlı egzozları, siyah yan aynaları ve imkansız derecede yatık ön camıyla tam anlamıyla inanılmaz görünüyordu. Fuarda muhteşem görünen başka konseptler de vardı ama Viper gelecekten gelmiş gibiydi. 

V10 motor, Kimble'ın çiziminin odak noktası.

1992'ye kadar Viper'a, Michigan'da bir benzin istasyonunda tesadüfen görene kadar bir daha rastlamadım. Sürücüsü motor kaputunu kaldırmıştı ve kaputu düzgün kapatabilmek için oradaki birkaç kişiyle konuşuyordu. O zaman otomobilde cam, klima, kapı tutacağı ve tente olmadığından haberdar değildim. V10 motorunun fazlasıyla ağır ve hiçbir şekilde sofistike olmadığını bilmiyordum. İnsanların otomobilin içine binerken, yanda durdan egzozlardan dolayı bacaklarını yaktıklarını bilmiyordum. Bunların önemi yoktu, Viper omuzunuzdaki şeytan gibi görünüyor ve Star Wars'dan çıkmış gibi bir ses çıkartıyordu. Bu yüzden etkileyiciliği tavan yapmıştı. 

Viper'ın fikir ayrılığına neden olan varlığını anlamam on yıldan fazla zaman almıştı. Her açıdan Dodge için çok güçlü bir silahtı ve konseptten gerçeğe dönmesi son derece hızlı olmuştu. Bunun yanında zayıf donanımı, berbat ergonomik özellikleri ve performanslı sürüşünün zorluğu nedeniyle hayal kırıklığı yaratmıştı. 

 

2013 Dodge Viper SRT-10 Cutaway by David Kimble

 

Ben bunları anlarken Viper üçüncü jenerasyonunu yaşıyordu ve fikir ayrılıklarına neden olan özellikler giderilmişti. Kalan dikkat çekici şeylerden biriyse, yine eski teknolojiye sahip motordu. Sevin ya da nefret edin, Viper'ın 8.0 litrelik, silindir başına iki supaplı, bloktan egzantrikli motoru orijinal R/T10 modelinde 400 bg güç üretiyordu. 1996'da tanıtılan GTS modelinde bu güç 450 bg'e yükseldi ve 2003'te tamamen yeniden tasarlanan üçüncü jenerasyonda hacim 8.3 litreye yükselirken güç 500 bg'e çıktı. Bu versiyon Kimble'ın çiziminde yer alan otomobildi.

Konseptin dünya dışı tasarımı Viper'ın hayata geçmesini sağlamış olsa da otomobili tanımlayan şey o devasa motordu. Bu yüzden Kimble Viper'ı çalışırken odak noktası olarak motoru almıştı. Çizimdeki motor kaputunun bir kısmı ve hava girişleri şeffaf hale getirilmiş ve çizim böylece daha agresif bir hal almış. Ancak emme manifoldları burada en çok göze çarpan parçalar olarak görünüyor. Kimble çiziminde Viper Kırmızısı rengindeki silindir kapaklarının bir kısmını görünür bırakmış ve açıkçası çizimin geri kalanı yok olsa bile sadece bu parçalardan hangi otomobile baktığınızı anlayabilirsiniz.

Motorun detayları gerçekten saygıyı hak ediyor. Bunu söylüyorum çünkü bu çizimin öne çıkmasını sağlayan şey detaylarda gizli. Yandan çıkışlı egzozlar, arka diferansiyel, mekanik vites kolu detayları, kromun bir şekilde kağıt üzerinde parlaması ve diğer binlerce detay bunun tam bir başyapıt olmasını sağlıyor. 

Viper'ın motoru 2010'daki krizden önce 8.4 litreye yükselmiş, 600 bg üretir duruma gelmişti. 2013'teki yeni jenerasyon 640 bg güç, yine silindir başına iki supap ve bloktan egzantrik ile satılıyordu. Sofistike değildi ama böyle bir gücü 1500 kg'dan daha hafif bir gövdede bulduğunuzda bunun bir önemi kalmıyor.

 

2013 Dodge Viper SRT-10 Cutaway by David Kimble
2013 Dodge Viper SRT-10 Cutaway by David Kimble
2013 Dodge Viper SRT-10 Cutaway by David Kimble
2013 Dodge Viper SRT-10 Cutaway by David Kimble

2017 muhtemelen Amerika'nın en ikonik süper spor otomobilinin son yılı olacak. Bu da Viper'ın büyük go karttan şehirli bir spor otomobil olan yavaş dönüşümünün tamamlandığı bir şekilde anlamına geliyor. Bir şekilde diyorum çünkü dünyanın teknoloji temelli beygir gücü konusunda çıldırmış duruma olduğu bir ortamda Viper'ın reddedilmesi biraz tuhaf. Ferrari'ler çeşitli stabilite kontrol ayarları üzerine odaklanırken, Viper'lar çekiş kontrol sistemleri ve kilitlenmeyi engelleyen frenler üzerine çalışıyordu. 2013 yılında sonunda çekiş kontrol sistemi Viper'da sunulmaya başlanmıştı. 

Bu donanımlar Viper'ın şanını etkilemedi. Teknolojinin son ürünü olan bu ekipmanlarla bile sert karakterli bu otomobili zapt edebilmek oldukça zor. Ondan en iyisini çıkartmak gerçekten cesaret istiyor ve dürüst olmak gerekirse birçok kişi bu nedenden dolayı Viper'ları sevmiyor. 

Ancak Viper'ın uzmanı olduğunuzda performansına diyecek bir şey yok. Güncel Viper ACR, sokakta kullanılabilen bir otomobil olarak tam 13 pistte rekoru elinde bulunduruyor ve Nürburgring'i 7 dakikanın atlında dönmeyi başardı. Üstelik Viper'ın başarısı sadece güncel modellerde ibaret değildi, ilk jenerasyon Viper GTS-R yarış otomobilleri 1990'lar ve 2000'lerin başlarında Le Mans'da üst üste 3 yıl sınıfını kazanmıştı. 

Viper bu kadar huysuz bir otomobil olmasa böylesine bir efsane olabilir miydi?

Şimdiyse Viper konseptinin üzerindeki deneyimimin üzerinden 27 yıl geçtikten sonra ona güle güle demeye hazırlanıyoruz. Viper'ın aramızdan ayrılması için yas tutacağımı düşünüyor olabilirsiniz, şunu söylemeliyim ki onu gerçekten çok özleyeceğim. Bunun yanında otomobillerin etkileyicilikleri ile ilgili düşüncelerim yıllar boyunca gelişti ve sadece tasarım ile sesten ötesine erişti. Viper muazzam bir performans  otomobiliydi ve bir parçam onun ne kadar daha iyi olabileceğini düşünmeden edemiyor. Eğer V10 motoru daha az güçlü ve biraz daha akıllı olsa neler olurdu? Şasisi daha az duygusuz ve biraz daha rafine olsa neler olurdu?

Bu, 1992'den beri Viper alan 31.850 kişiye küfür etmek gibi olsa da aynı dönemden beri Corvette satın almış 600.000 kişi ne demek istediğimi anlıyordur. 

Yine de Viper bu kadar huysuz bir otomobil olmasa böylesine bir efsane olabilir miydi? 1989'daki Viper konseptinin otomobilciliği bir hobiden öte şekilde yapmak için ilham verdiğini söyleyemem ama çocukluğumdaki hiçbir otomobili bu kadar net şekilde hatırlamıyorum.

Ayrıca bu kadar doyurucu bir tasarıma sahip otomobil etrafta hâlâ yok, aynı şekilde bu kadar detaycı bir çizim ya da motor kaputu açıkken bu kadar güzel görünen bir otomobil de...

###

Teknik tasarımcı David Kimble, 50 yılı aşkın süredir dünyanın en önemli otomobillerinin kesitlerini çiziyor. Pasadena Academy of Technical Arts mezunu olan Kimle, illüstrasyon kariyerine 1964 yılında başladı. Marfa, TX'da yaşayan Kimble'ın, buradaki stüdyosunda bilgisayar tasarımları ile hazırladığı illüstrasyonların tamamlanması bazen aylar alabiliyor.

 

Diğer Kimble çizimleri: 

 

BÜYÜK BİR AİLENİN PARÇASI OL!