Uzun zamandır potansiyel müşterilerin dilinde olan ÖTV oranları beklenenin aksi yönüne ilerledi.

Salgınla birlikte otomobil arzında yaşanan düşüş ve artan fiyatlarla birlikte ilginç şekilde artışa geçen otomobil satışlarını frenleme çalışmaları uzun sürmedi. Birçok insanın beklenti ve söylentisi ÖTV'nin düşeceği doğrultusunda olsa da durumun tam ters olduğu çok geçmeden anlaşıldı.

Gerçi ne zamandır yazmak istiyorum; ÖTV'nin şu dönemde düşmesi çok mantıksız. Hali hazırda yaşanan otomobil tedariği sorunları sıfır araçların geldikleri gibi, hatta bazı durumlarda henüz gelmeden satılmalarını sağlıyor. Vergi oranları çok yüksek olsa da pazar doyuma ulaşana kadar değerleri indirmenin sadece gelir kaybına yol açacağı aşikar.

Bununla birlikte 30 Ağustos sabahı uyanıp fiyatlara göz atanları kötü bir sürpriz bekliyordu. ÖTV'de artış yaşanmıştı. Gerçi bu, işin dramatize edilmiş bölümü, zira az da olsa iyi haber de var. Örneğin motor hacmi 1600 cc'yi geçmeyen ve ÖTV matrahı 70.000 TL'ye kadar olan araçlarda ÖTV %45 oranında sabit kaldı, matrah ise 85.000 TL'ye çıkarıldı. Motor silindir hacmi 1600 cc'yi geçmeyen fakat fiyatı 85.000 TL ile 130.000 TL arasında olan araçlarda ise %50'lik ÖTV oranı korundu.

Hatta bu arada ilginç bir durum daha dikkatimi çekti. İki yıl önce yapılan ÖTV zamları sonrasında 1.6 - 2.0 arasında motor hacmi sunan araçlar için ÖTV'nin %100'den başladığı açıkça belirtilmişti. Bu yıl yayınlanan ve her yerde dolaşan listedeyse bu ibare kalkmış ve matrahı 85.000 TL'yi aşmayan araçlar için %45, 85.000 - 135.000 TL arası içinse %50'lik vergi dilimleri belirlenmiş. Yalnız bu durumun bana biraz fazla iyimser geldiğini de söyleyeyim ve büyük ihtimalle yazımda bir hata olduğunu ekleyeyim; Zira son yıllarda vergi anlamında yüzümüzü bu kadar güldürebilecek bir haber açıklanmadı.

external_image

Peki sonuç ne? Matrah artışı sayesinde bazı modellerin düşük donanımlı seçeneklerinde indirim olacak. İndirim seviyesi de %3 civarında. Bu arada dikkat ettiyseniz "Türkiye'de üretilen bazı modeller" demedim. Bunun nedeni, yavaş yavaş açıklanmaya başlanan fiyat listelerinde, yabancı üreticilerin küçük modellerinin de ucuzlamış olması. Aynı şekilde Türkiye üretimi ve daha zengin donanımlı araçlarda yaklaşık %15 fiyat artışı olacak. 2.0 litre üstü hacimlerdeyse zam oranı %25'i bulacak.

%220 olarak açıklanan tavan değer aynı zamanda bir rekor. %18 KDV ile birleşince aracın fiyatını neredeyse dörde katlayan bu orana TRT payı ve trafik masrafları da eklenince durum daha da korkunç bir hal alıyor. Motor hacminin araç lükslüğüyle alakası olmadığını zaten premium Alman markaları yıllar önce bizlere göstermşti.

Bu arada ithalatın yarattığı dış ticaret açığını kapatmak da hikaye. ODD Başkanı Ali Bilaloğlu'nun daha önce dediği gibi otomotiv, yüksek vergiler ve yapılan ihracat sayesinde yıllardır açık vermeyen bir sanayi. Yani kapatılmaya çalışılan dış borç başka yerlerin neden olduğu bir problem. Kaldı ki vergilerle ilgili düzenlemeleri yapanların altında yerli üretim araç göremediğimizi de üzülerek belirtelim.

Durumun vergi gelirlerinde zarara neden olduğunu zaten defalarca belirtmiştim. 85 milyon nüfuslu bir ülkede yılda 600.000 civarında otomobil satması saçma ötesi. Benzer nüfuslu ülkeler neredeyse 8 katımız pazar büyüklüğüne kavuşmuş durumda. Artı, satılmayan her araç, dolaylı olarak yine devletin kasasından para çalıyor.

Çoğu vergi olan akaryakıt, paralı yollar, yedek parçadan alınan KDV ve tabii ki araçlardan alınan MTV bu kayıpların en büyükleri. ÖTV'nin makul değerlere indirilmesinin ardından artacak satışların, diğer kalemlerden elde edilen gelirleri artıracak olması sayesinde toplam vergi gelirini yukarıya çekeceğini görmek için ekonomist olmaya gerek yok.

Ayrıca yüksek vergilerin yeni üretici veya modelleri ülkeye çekmek konusunda yarattığı olumsuzluğu da işaret etmek gerekiyor. Pazarın %95'e yakını 1.6 litre ve altı hacimli motora sahip araçlardan oluşuyor ki zamanında Türkiye'de 1.8 ve 2 litre hacimli Opel Vectra modellerinin üretildiğini hatırlatayım. Düzgün vergilendirmeyle birlikte yeni modeller ve belki markalar Türkiye'ye üretim için çekilebilir.

Sonuç olarak yöneticilerin aklındakini tahmin etmek veya anlamak zor. Herhangi bir sanayi kolunu bu kadar baltalamakla elde edilecek şeyin kaybedileceklerden çok daha az olduğunu görmek içinse satış adetlerini Avrupa ile karşılaştırmak yeterli. Hepinize iyi sürüşler.