Ana içeriğe geç

Honda: "Elektrikli otomobiller nihai hedefimiz değil"

Karbon ayak izini silmek için illa elektrikli otomobillere ihtiyacınız yok.

Honda N-One e
Fotoğraf: Honda

Pek çok üretici gibi Honda da elektrikli otomobil yatırımlarından geri adım atan markalardan biri oldu. Geçtiğimiz yıl yaklaşık 68 milyar dolarlık bir yatırım planlayan Honda, bu yatırımı yüzde 30 oranında azaltmış hatta bazı planladığı modelleri rafa kaldırmıştı. Fakat Japon üretici, "karbon sıfır" unvanına ulaşmak için tek seçeneğin elektrikli otomobiller olmadığı görüşünde.

Yanlış anlaşılmaya mahal vermeyelim. Honda hala 2050 hedeflerine sadık. Yani 2050 itibariyle Honda'nın yalnızca ürettiği modeller değil, üretim süreçleri ve tesisleri de karbon nötr hale getirilecek. Lakin varış noktası aynı olacak olsa da, buraya ulaşmak için farklı rotalar kullanmak mümkün.

Galeri: 2025 Honda CR-V e:FCEV

İşte Honda Avustralya CEO'su Jay Joseph de bu rotalardan bahsetti:

"Söylemek istediğim bir şey de elektrikli otomobillerin nihai hedefimiz olmadığı. Bataryalı elektrikli otomobiller karbon nötr hale gelmek için tek seçeneğimiz değil. Elbette elektrikli otomobil geliştirmeye devam edeceğiz. Yalnız bu, kısa ve orta vadede en bariz yol olmakla birlikte, bu hedefe ulaşmaya yardımcı olacak başka teknolojiler de geliştireceğiz. Elektrikli yakıt hücreli otomobilleri de altyapı hazır olduğunda üretmek istiyoruz."

Joseph'in bahsettiği elektrikli yakıt hücreli otomobillerin ilki CR-V e-FCEV oldu. Bu model aslında hem hidrojen hem de elektrik gücü kullanıyor. CR-V e-FCEV, 17.7 kWh'lik bataryasını kullanarak tam elektrikli olarak da sürülebiliyor; hidrojen tanklarını kullanarak da. Yani sürücü vakti geldiğinde hem aracını şarj etmeli hem de hidrojen tanklarını doldurmak zorunda.

Şimdilik kulağa pek de kullanışlı gelmiyor olsa da markaların pek çoğu farklı fikirler üzerinde denemeler yapmaya devam ediyor. Benim kişisel görüşüm, hidrojenin çok daha verimli olabileceği yönünde. Fakat Lamborghini ve Porsche gibi lüks markalar, sentetik yakıtların geleceği olduğuna inanıyor.

Siz ne dersiniz?