Nasıl yani?

Porsche denince akla ilk gelen isim 911'dir. Bu konuda kimsenin tartışmaya gireceğini sanmıyorum. İşte tam da bu sebeple 1963'te yollara çıkan modelden sonra gelen otomobiller Porsche severler tarafından kolay kolay kabul edilemedi.

Bahsettiğim modeller markanın ilk SUV modeli Cayenne ya da sedan Panamera değil; yine sportiflik felsefesiyle tasarlanan 924 gibi modeller. 924 demişken, bu araç aslında Porsche'nin üretmeyi planladığı bir makine değilmiş!

Galeri: 1976-1985 Porsche 924

Stuttgartlı markayı tanıyanlar bilecektir; Porsche ilk dönemlerinde ekonomik açıdan çok da iyi değildi. 911 gibi bir ikon çok satmayı başarsa da Alman ekip, finansal olarak suyun üzerinde kalabilmek için danışmanlık işleri de yapıyordu. Farklı markalara hizmet veren Porsche'nin müşterilerinden birisi de Volkswagen idi.

Wolfsburglu üreticinin Porsche'den istediği proje, önden motorlu bir spor otomobil idi ve maliyetlerin düşük olması adına Volkswagen parça havuzu kullanılacaktı. Ortaya çıkan sonuç Volkswagen'in minibüs modellerinden alınmış motor, Beetle süspansiyonu ve Volkswagen'in sedanlarından birinden gelen şanzıman kombinasyonuna sahip bir makineydi.

Ancak Volkswagen, küresel ekonomik durumun belirsizliği sebebiyle projeyi iptal etme kararı alınca Porsche, Audi fabrikasında sürdürülen çalışmalara devam etti ve 924 böyle doğmuş oldu. İlk 924 modelleri biraz revizyon istese de gayet iddialı şekilde yollara çıktı.

Yavaş yavaş süspansiyon, fren ve nihayetinde turbonun gelişiyle motor güncellemeleri gören otomobil daha sonra şasisi ile tüm dünyayı etkilemeyi başardı ve ilerleyen dönemlerde satış başarıları gayet yüksek olan 944 modeline hayat verdi.

1976-1985 Porsche 924
1976-1985 Porsche 924

Tanıtıldığı dönemde gerçek bir Porsche olarak görülmeyen 924 aslında bu anlamda Cayenne ve Panamera'ya benzerlik gösteriyor. Bu araçların hepsi "üvey evlat" muamelesi gördü; insanların tepkisi haksız değildi ancak şu anda âşık olarak baktığımız 911'ler hâlâ varsa 924'ten başlayarak Porsche'nin önden motorlu modellerine teşekkür etmeyi de ihmal etmemek lazımdır...