Ülkemizde otomotiv sektöründe rekorlar peş peşe gelirken, motosiklet sektörü can çekişiyor. İki tekerde yüzde 100’ü geçen vergiler hem kullanıcıları hem de pazardaki markaları düşük hacimli modellere itmeye başladı...

Uzun yıllardır ülkemizde varlığını Japon yöneticilerle sürdüren Yamaha Türkiye, geçtiğimiz Ocak ayında başkanlık koltuğunu Bora Berker Cansever’e emanet etmişti. Sektörün deneyimli ismini yeni açılışını yaptıkları genel merkezde ziyaret ettik. Motosiklet pazarının dinamikleriyle ilgili önemli açıklamalar yapan Yamaha Türkiye Genel Müdürü Cansever, devlet yönetiminin üretici pozisyonundaki şirketlere karşı iyimser yaklaştığını ifade ederek; “İthalat yapan firmalar için aynı şeyi söylemek biraz zor. Dışardan ürün getiren şirketler ‘Avrupa ile eşdeğer’ tutuluyor. Durum böyle olunca rekabet şartları sürekli değişiyor” dedi.

Yamaha Türkiye CEO'su Bora Cansever

İthal üründe Euro 4 şartı

Cansever Avrupa’da uygulanan Euro 4 normlarının, ülkemize ithal getirilen 2017 model ve sonrası ürünler içinde geçerli olduğunu dile getirerek; “İthalatçı şirketler yasa gereği Avrupa'da ki gibi Euro 4 motora sahip ürünler getirmek zorunda. Fakat Türkiye'de üreticiyi korumak adına Euro 3 ürünlerin imalatına izin veriliyor. Rekabet bir yana bu durum farklı sorunları da beraberinde getiriyor” şeklinde konuştu.

400 binlik pazar 150 bine düştü

Türkiye’de 2006 yılında motosiklet pazarının 350-400 bin adetlere çıktığını hatırlatan Cansever son yıllarda bu rakamların 150 bin bandına sıkıştığını ifade ederek, “Maalesef, görünen o ki bu gerileme devam edecek. Yabancı yatırımcının gözünden bakarsanız ülkemizdeki şartları tekrar gözden geçirmemiz gerek. Evet, hükümet üretim konusunda istekli, ‘Burada üretin, bütün dünyaya satın’ diyor. Ancak henüz kendi pazar hacmimizi büyütemiyoruz. Rakamlar bu şekilde düşmeye devam ederse ilerleyen zamanlarda motosiklet sektöründen bahsetmek daha zor olacak. Örneğin, Avrupa Euro 5 için hazırlık yapıyor, bizde hâlâ Euro 3 üretiliyor ve parçalarda uzak doğudan getiriliyor. Bu şartlarda Avrupa'ya ürün satılabilir mi? Kaldı ki, artık Afrika bile Avrupa normlarını takip ediyor, artık ülkesinde kaliteli ürünler tercih ediyor. AB bölgesi yılda 1 milyonu geçen bir pazar hacmine sahip. Biz kaliteli ve yerlilik oranı yüksek ürünler çıkarır, iç pazar hacmimizi büyütürsek o zaman Türkiye motosiklette bir üretim üssüne dönüşebilir. Ülkemizde çok büyük ve patlamaya hazır bir potansiyel var bunu açığa çıkartacak adımlar oldukça önemli. Bu noktada, karar mercilerinin motosikleti iyi tanımıyor olması da bir o kadar önemli” dedi.

Zarar hem devlete hem tüketiciye

Motosiklet vergilerinin satın alma kararlarında önemli bir etken olduğuna değinen Cansever, 2017 son çeyrekte yürürlüğe giren yüzde 20 ek gümrük vergisinin alım gücü dengesini ciddi oranda etkilediği dile getirdi. Dolayısıyla pazarda taleplerin azaldığını belirten Cansever söyle devam etti; “Tüketiciye ucuz ürün satmak adına kalite aşağı çekilmeye başladı. Burada üretiyorum diyenlerin bile üretim kalitesi değişti. Kullanıcı fiyat konusunda karar verirken kalitesiz ürünlere mahkum kalabiliyor ayrıca bir önemli noktada haliyle güvenlik. Ucuz, vergisi düşük ve küçük cc’li ürünler ön plana çıkıyor. Dolayısıyla bu durumda devlette kazanmıyor. Pazarın içindeki dengelerde bozuluyor. 150 binlik hacmin çoğunu ucuz ve kalitesiz ürünler dolduruyor. Üstelik 2018’in ilk iki aylık rakamlarına bakarsak, pazar geçen senenin de gerisinde.

50cc talebi 15 kat arttı

TUİK verilerine bakıldığında motosiklet sektöründe bir büyüme görülebilir. Doğru ama yüzde 20 ek vergiden sonra hissedilen bu artış, aslında elektrikli scooter ve 50cc segmentinde. Aslında pazar küçülüyor, ekonomik olması nedeni ile 50cc’de ciddi bir artış var. Düşünün gümrük vergisi artana kadar 300 adetlerde seyreden 50cc motorlar vergiden sonra 11 bin adetlere çıktı. Örneğin 2017 Ocak-Şubat döneminde 171 adet satılan 50cc motorlar, 2018’in aynı döneminde 2718 adet, 100cc ye kadar olan ürünlerde ise 3100 adet. İkisinin toplamı, toplam pazar hacminin neredeyse yarısına denk geliyor.

 

PV 50

50cc’de kaliteden vazgeçmeyeceğiz.

Dünyada sadece iki noktada 50cc motosiklet satılıyor. Bunlardan birisi Japonya, orada ev hanımları arasında bir gelenek, ikincisi de Avrupa ama her geçen yıl yüzde 30 civarında pazarı daralıyor. Fakat Yamaha Avrupa 50cc üretimine devam ediyor. Global tarafla konuştuk, Türkiye'ye belli sayıda 50cc motosiklet getireceğiz. Bununda iki sebebi var birincisi, Çinli motorlarla aradaki farkımızın belli olmasını istiyoruz. Bu noktada Neo’s 50 modelimiz devreye girecek. İkincisi ise PV 50, bu tamamen çocuklar için üretilen bir model. Bu üründeki amacımız ise yüzlerce motor satmak değil sadece çocuklara bu kültürü aşılamak.

 

Neo's 50

Ürünlerimiz Türkiye pazarına özel

Biz ürün gamımızda ayrıca Türkiye pazarına özel modeller sunuyoruz. Mesela 250cc premium modelleri Türkiye'ye ilk getiren ve Türkiye'de tutundurmaya çalışan marka Yamaha oldu. Örneğin, X-MAX 250, MT 25 gibi. Türkiye'nin potansiyeline güveniyoruz ve Yamaha olarak Türkiye'ye özel ürünler getirmeye devam edeceğiz. Ayrıca elektrikli scooter konusunda da ciddi bir sürprize hazırlanıyoruz. Önümüzdeki birkaç yıl içinde çok iddialı elektrikli modellerimiz olacak.

2.elde çalışmalarımız sürüyor

Türkiye sıfır piyasası 150 bin ama 2.elde bu rakam 350 bin civarında. Yani iki katından fazla bir hacimden söz ediyoruz. Pazar artış eğiliminde vergilerden sonra 2. el piyasasında da fiyatlar, sıfır motosikletlerin artışıyla yükseldi. Bir potansiyel var, nasıl değerlendirebileceğimiz konusunda çalışıyoruz. Mayıs ayında bununla ilgili ayrı bir sürprizimiz olabilir.

YAMAHA SİGORTA geliyor

Hizmetlerimizi sadece satış ve servis olarak değil, müşterilerimizin hayatını daha da kolaylaştıracak çözümlerle büyütmek istiyoruz. Birçok şirketle görüştük, yanaşmayanlar bile oldu ama sonunda HDİ sigorta ile anlaştık. Bu noktada amacımız bu hizmetten para kazanmak değil müşterilerimize daha kolay ve ulaşılabilir hizmet sunmak.