Ekibin karşılaştığı ilk sıkıntılardan birisi, kayış üzerinde oluşan yüke karşı supap zamanlama ve lift kontrolünün sağlanması olmuş. Düşük hızda tek valf zamanlama sistemi gelmiş akıllara ancak bu sistem başka bir firma tarafından patentliymiş!

Bunun üzerine Kajitani ve ekibi yapılan saatlerce çalışma ve deneme-yanılma üzerine supap çapı, supap açık kalma süresi (lift) ve port şeklini elden geçirerek supap zamanlayabilen bir sistem geliştirmeyi başarmış. Üstelik yüksek yoğunluklu sinterlenmiş alaşımdan imal edilen hareketli kasnak, atalet momentinin %10 azaltılmasını sağlamış ve böylece ekip, istenen gücü alabilirken kayış yükünü kontrol altına almayı başarmış. Volümetrik verimi arttırmak adına Honda’nın yarış motorlarından türetilen ayarlar kullanan Kajitani ve ekibi yüksek devirdeki performansı da yükseltmeyi başarmış.

Projenin başına geri dönelim isterseniz. Honda yönetim kurulu hem daha fazla güç hem de devir bandının tamamına yayılmış tork değeri istiyordu. Kajitani ve ekibi, bunun için düşük hız kam (eksantrik) ayarlarında açıyı değiştirerek emme valfinin daha erken kapanarak volümetrik verimin artmasını sağlamış. Bu da daha geniş bir maksimum tork bandının elde edilmesine olanak vermiş.