Volkswagen'in Almanya'daki Derin Politik Bağları Neler?

  BERLİN (Bloomberg) - Volkswagen'in Almanya'daki derin politik bağları çok uzun yıllardır bir realite olarak varlığını Alman ulusu tarafından da son derece kanıksanmış biçimde sürdürüyor. Nazi'lerin çöküşünün ardından Batı Almanya'da ekonomik canlanmanın sembolü olan Volkswagen, bugün şirketin tedarik zinciri göz ardı edilirse yaklaşık 600.000 çalışanının 3'te birinden fazlasını Almanya'da istidam ediyor. Bugün Almanya Başbakanı olan Şansölye Angela Merker de komünist rejim altında büyüdüğü Doğu Almanya'dan Berlin Duvarı'nın yılılmasının ardından batıya geldiğinde ilk otomobilinin 1989 model bir Volkswagen Golf olduğunu söylemişti. Öte yandan Volkswagen'i kendi tarafında tutmak, Almanlar için adeta bir siyasi gelenek ve parti tüzüğünün en önemli maddesi. 1960 yılında özelleştirilen Volkswagen Aşağı Saksonya Eyaleti için adeta devletin bir uzantısı olurken, gelecek başkanlar, rektörler ve bakanlar hep Volkswagen ve Alman Devleti'nin uzlaştıkları isimlerden seçildi. Dolayısıyla siyaset bilimciler, Volkswagen skandalının ekonomik boyutuyla olduğu kadar, siyasi yönüyle de Almanya'nın ulusal refahı için bir tehdit olduğu ve hükümetin en kötü senaryolar üzerinde bile çalışmalar yürüttüğünü belirtiyorlar. Merkel'in masasında Aşağı Saksonya eyaletinde elektrikli otomobil geliştirilmesi için Volkswagen'e vergi teşviği gibi kolaylıklar bulunuyor olabileceği ifade ediliyor. <<Merkel şu ana kadar skandalı firmanın kısa sürede yaptığı hatanın izlerini sileceği düzeyinde tutmaya çalışıyor.>> Berlin merkezli bir ekonomi kuruluşu olan DIW'ın başkanı Marcel Fratzcher bir açıklamasında Alman hükümetinin ekonomik çıkarları gözetmesinin doğal olduğunu ve Fransa'da iş dünyasıyla politikacılar arasındaki bağların, Almanya'ya göre çok daha yakın olduğuna dikkat çekti. Şirket skandalın patladığı ilk günden bu yana yüzde 35 değer kaybederken, ne kadar büyük olursa olsun bu düşüş eğrisine uzun süre dayanamayacağı da aşikar. Almanya'daki konjonktür bir yandan da, ABD'deki finansal kriz sırasında General Motors'un devlet tarafından kurtarılmasını hatırlatıyor. Yedi kişiden birinin otomobil endüstrisinde çalıştığı Almanya'da 1.5 trilyon dolarlık yıllık ihracatın yüzde yirmisini de otomobiller oluşturuyor. Angela Merkel'in selefi olan eski şansölye Gerhard Schroeder de sekiz yıl botunca Volkswagen Grubu yönetim grubunda çalışmış, şansölyeliği süresinde 'Auto Şansölye' olarak anılmış ve 1998-2005 yılları arasında bulunduğu mevkiyi açıkça otomobil endüstrisine yakınlığıyla elde etmişti. Schroeder'in yanında hizmet vermiş Frank-Walter Steinmeier ise şimdi Merkel'in dış işleri bakanı olarak görev yapıyor. Volkswagen'den ayrıldığından Schroeder'in yerine geçen VW yönetim kurulu üyesi olan Sigmar Gabriel ise şu an Sosyal Demoktratik Parti'sinde Merkel'in koalisyon ortağı. Örnekler çoğaltılabilir. Bugün Volkswagen'in baş lobicisi olan Thomas Steg ise Aşağı Saksonya eyaletinde Sosyal Demokrat Parti'nin basın sorumlusuyken, Schroeder tarafından Berlin'e getirilip Merkel'in ilk dönemine dek hükümet sözcüsü olarak görev yapmış sonra ise kendi PR şirketini kurmuş. Hemen her fırsatta otomobil endüstrisine destek olmak için hemen her fuarda, lansmanda bulunan Merkel'in bu skandalın etkilerinin ülke refahını etkilememesi, diğer bir deyişle teğet geçmesi için çok çaba sarf etmesi gerekecek. Yönetim kurulunda iki koltuğu bulunan devletin Almanya halkı tarafından Volkswagen kanunu diye bilinen ve Aşağı Saksonya eyaletinin şirkette yüzde yirmi payı olmasını öngören uzun zamandır geçerli bir kanunu bile var. Hatta MerkelAvrupa Birliği'nin karşı olduğu bu kanun için uzun süre mücadele bile vermişti. Kısacası Almanya kazanırsa Volkswagen, Volkswagen kazanınca Almanya kazanacak, ya da tam tersi olacak.  

BÜYÜK BİR AİLENİN PARÇASI OL!