ÖTV ve KDV indirimleriyle canlanma belirtileri gösteren otomotiv seneyi nasıl kapatacak?

Değerinde büyük düşüş yaşanan Lira ile birlikte vergi yükünün kendisini iyice hissettirmesinin ardından çakılma noktasına gelen otomobil satışları Ekim ayının sonunda alınan kararla Kasım'da uygulamaya geçen ÖTV ve KDV indirimleriyle toparlanmaya başladı. Hyundai, geçtiğimiz hafta yayınladığı bültende dizel motorlu Tucson satışlarının son üç ayda 1.500 adede yaklaştığını söylüyordu ki birçok markada bu tür satış adetleri söz konusu.

Peki bu toparlanmanın etkisi ne kadar sürecek?

Öncelikle aklımızdan çıkarmamamız gereken bir şey var; Şu anda satışı yapılan otomobillerin çoğu 2017 yılının ilk yarısında ülkeye giriş yapmış araçlardan oluşuyor. Bu da alış fiyatının ciddi olarak düşük kalmasını sağlıyor. Bu gerçeği, araç fiyatlarını Euro cinsinden ele aldığımızda daha net görebiliyoruz. ÖTV indiriminin vurduğu modellerin Avrupa'da satılan kardeşlerinden ciddi derecede ucuza gelmesinin nedeni işte bu. 2019 yılında yeni kurlardan alınmış modellerle karşılaştığımızda fiyatlar bu seviyede ol(a)mayacak.

Denetim, vergi ve danışmanlık hizmetleri sunan KPMG'nin yaptığı araştırmaya göre Türkiye’de otomotiv sektörünün otomobil ve hafif ticari araç bazında Mayıs 2018’den bu yana üst üste 6 aya boyunca adet olarak küçüldü. 2018’in ilk 8 aylık otomotiv ithalatında 2017’nin aynı dönemine göre dolar bazında %41 gerilediği belirtilen araştırmada, hem üretici hem de ithalatçı firmaların tedbirler almaya başladığı hatırlatıldı.

Önümüzdeki aylarda yapılması gerekenler ne?

Bu sorunun cevabını da KPMG Türkiye Strateji Bölüm Başkanı Serkan Ercin çok güzel vermiş. İki önerisi olan Ercin şunları söylüyor;

“İlk önerimiz; vergi reformu. Yıllar içinde artan ÖTV oranları otomotiv pazarı üzerinde baskı kurdu ve potansiyelin altında kalmasına neden oldu. Türkiye otomotiv sahipliğinde, gelişmiş ülkelerin hayli gerisinde. Mesela Türkiye’de bin kişiye düşen otomobil sayısı 144 iken Rusya’da bu sayı 293. Pazarda yaşanan yüksek dalgalanma, hem pazar oyuncularının karlılığına hem de devletin vergi kaybına neden oluyor. Satın alma üzerinden ÖTV’nin makul düzeye çekilmesi ve vergi kaybının MTV üzerinden telafi edilmesi pazarın sürdürebilir büyümesine destek olacaktır."

"İkinci önerimiz; yerli üretim. Devletin yerli otomotiv yatırımının yanı sıra, Türkiye’ye çekilecek doğrudan otomotiv yatırımlarıyla birlikte cari açık üzerinde yaşanacak olumlu etki hem kur hem de faizlerin baskılanmasında önemli rol oynayacaktır. Doğrudan yatırım potansiyeli incelendiğinde, Türkiye pazarında %1’in altında paya sahip olan Çinli ve Hint üreticiler için Türkiye, hem iç pazar cazibesi hem de ihracat üssü olarak kullanabilecekleri bir konumda olması nedeniyle önemli bir fırsattır.“

Hazır konu yabancı ülkelerden açılmışken gelin onların pazarlarında neler oluyor bir bakalım: Avrupa'nın en kalabalık ülkesi olan Almanya, aynı zamanda nüfusu Türkiye'ye en yakın olanı. Yaklaşık 83 milyon kişinin yaşadığı ülkede 2017 yılında 3.44 milyon otomobil satılmış. Nüfusu Türkiye'nin altında olan diğer ülkelere bakıldığında da farklı bir tabloyla karşılaşmıyoruz.

Ülke Nüfus Otomobil Satışı (2017)
Almanya 83.080.010 3.441.262
Fransa 67.431.000 2,110,748
İngiltere 66.480.220 2,540,617
İtalya 60.494.118 1,970,497
İspanya 46,829,820 1,234,931

Listemizde de görüldüğü gibi Avrupa'da yakalanan satış miktarları Türkiye'nin çok üzerinde. 80 milyonun üzerinde nüfusa sahip olan Türkiye'de 2017 yılında 956.194 otomobil ve ticari araç satıldı. 2018 yılında Avrupa'da büyük değişimler beklenmezken Türkiye'de, özellikle Eylül ve Ekim aylarında satışlrın durma noktasına geldiğini ve yıl sonu için 700.000 adedin bile iyimser bir tahmin olmaya başladığını hatırlatalım.

Kaynak: KPMG, Hyundai-Assan, ODD, Wikipedia