Lüks marka, şoför kültürünü devam ettirmek istiyor.

Rolls-Royce şimdilik yarı-otonom modellerden kendini uzak tutuyor. Lüks üretici otonom modellere, araçların kendilerini sürücü yardımı olmaksızın kullanabildiği dönemlerde geçecek.

Peki Rolls-Royce gibi bir üretici neden genel trende uymuyor? Çünkü Rolls-Royce zaten yıllardır otonom sürüş teknolojisine sahip.

Tabi buradaki "otonom teknoloji" kalıbı "şoförlere" işaret ediyor.

Evet, doğru duydunuz. Rolls-Royce modellerinin içerisine yarı otonom sistemler yerleştirmeyi düşünmüyor zira zaten sattıkları otomobillerin çoğunu profesyonel şoförler kullanıyor. Şaka yaptığımızı düşünüyorsanız yanılıyorsunuz çünkü bu açıklamanın kendisini bizzat RR CEO'su Torsten Müller-Ötvös yapmış durumda.

Bunu da oku:

Yakın zamanda Car and Driver'a verdiği röportajda Müller-Ötvös: "Şunu anlamanız önemli: RR markasının kullanıcılarının çoğu değil, tamamı profesyonel şoförler ile çalışıyor. Eğer sadece "Beni bu akşam operaya götür." ya da "beni arkadaşımın restoranına götür." komutları gibi rahat komutlarla çalışabilirse otonom sistemleri modellerimizin içerisine yerleştirebiliriz.

'Bu kadar para verip aracı başka birine kullandırmanın mantığı ne?' sorusuna ise Müller-Ötvös "Aslında bir anlam ifade etmesi gerekmiyor. Kullanıcılarımızın buna ayıracak vakti yok." cevabını verdi.

Rolls-Royce'un bu kararı teknolojiyi tamamen durduracağı anlamına gelmiyor. Firmanın sahibi olan BMW, yıllardır otonom teknolojilerin üzerinde çalışıyor ve geliştirdiği sistemleri RR'ye aktarmaması için hiçbir sebep yok.

Bu durum Rolls-Royce'un otomotiv endüstrisinin trendlerine karşı çıktığı ilk sefer değil. Daha önce de SUV fikrine uzak duran firmanın Cullinan modelini gördünüz mü?