Honda Türkiye motosiklet konusundaki yanlış algıyı kırmak istiyor.

Geçtiğimiz hafta Bodrum’da Honda X-ADV için düzenlene basın lansmanındaydık. Toplantı detaylarına geçmeden önce; motor1.com olarak gerek yurt içi gerekse yurt dışı birçok markanın yeni model, fabrika, test sürüşü, pist günü vs. etkinliklerine katılıyoruz. Bunların içinde sadece otomobil markaları değil, hafif ve ağır ticari, motosiklet, lastik hatta akü firmaları da var. İki tekerde bugüne kadar ülkemizde düzenlenen en geniş kapsamlı lansman ve test sürüşü etkinliği Honda Türkiye’den geldi.

Rakiplerine göre işi gerçekten ciddiye aldıklarına bir kez daha şahit olduk. Bir lansmanla bizi tavladılar diye düşünmeyin. Neden böyle yazdığımı kısaca açıklamaya çalışayım. Örneğin Honda, sunduğu profesyonel hizmet karşılığında ‘komik’ ücretlerle bugüne kadar 17 binden fazla kişiye güvenli motosiklet sürüşü eğitimi verdiğini biliyoruz. 2 ay önce yöneticilerle bir akşam yemeğinde bu işten zarar ettiklerini öğrendim. ‘Kapatacak mısınız?’ dedim, zaten bu işe kar amaçlı değil misyon gereği girdiklerini öğrendim. X-ADV toplantısında aklıma geldi sordum, “Malum yaz, güneş falan millet akın ediyor kurslara, mali durum düzeldi mi?”

Cevap: “Mali tablo aynı ama derdimiz kar-zarar değil ki!” 

Intercity İstanbul Park F1 pistinde Mercedes AMG ve Porsche’nin sürüş akademileri var malumunuz. Geçtiğimiz aylarda üçüncüsünü, Honda motosiklet Türkiye ekibi açtı. 1000 RR ve SP modellerle ileri seviye eğitimler başladı. Mesela tüm test motorlarını Türkiye turuna çıkarttı, illa bir Africa Twin denemek istiyorsanız örneğin Samsun’dan kalkıp İstanbul’a yorulmanıza gerek yok, motor ayağınıza kadar geliyor. Özet olarak adamlar gerçekten ülkemizde ‘motosiklet’ için bir şeyler yapmaya çalışıyor… En azından benim gibi uzun yıllardır motor kullanan, trafikte, serviste gerek üretici gözünde gerek distribütör nezdinde adam yerine koyulmadığını düşünen varsa; birileri artık bu algıyı kırma peşinde, haberiniz olsun…

Gelelim toplantı notlarına

Nisan ayında Yamasaki San’dan devraldığı Honda Türkiye Başkanlığı koltuğuna geçen Takuya Tsumura, lansmanı yapılan X-ADV için şunları söyledi; ‘’Bu motor, Honda’nın kullanıcılarından gelen geri dönüşlere nasıl kulak verdiğini ve bunu ürünlerine nasıl yansıttığını gösteren bir örnektir.’’

Motosiklet sektöründe, en büyük sorunun algı olduğunu belirten Başkan Tsumura, ülkemizde motosiklet kullanımın giderek arttığını hatırlatarak, “Büyük hacimli hobi motosikletlerindeki artış olumlu algıya zemin hazırlıyor. Fakat bu konuda gitmemiz gereken daha çok yol var. Yaptığımız araştırmalar maalesef bunu ortaya koyuyor. Fazla motosiklet satmaktan ziyade, motosiklet sattığımız müşterilerin mutluluğuna odaklanmaya çalışıyoruz. Göreve geldiğimden beri görüyorum ki Türkiye’de çok büyük bir potansiyel var. Motosikletler akıllı, pratik ve ekonomik bir ulaşım aracı. Biz üzerimize düşenleri yapmaya çalışıyoruz ve her geçen gün bunu geliştireceğiz. Honda, geniş kanı nezdinde otomobil firması olarak algılansa da aslında biz dünyanın en büyük motosiklet üreticisiyiz. 2016 yılında 17,6 milyon motosiklet 5,1 milyon otomobil satışı gerçekleştirdik. Honda, gelişmiş ARGE imkanları ile birçok teknolojik yeniliğe imza atarak Dakar rallisi, MotoGP ve F1 gibi dünyaca ünlü birçok yarışa katılıyor. Bu yarışlarda geliştirilen ileri teknolojileri de gündelik ürünlerimizde kullanıyoruz.” açıklamalarında bulundu.

Tehlikeli değil ‘Akıllı’ çözüm

Türkiye’deki pazar durumunu anlatan Honda Motosiklet Satış ve Pazarlama Müdürü Bülent Kılıçer, durumu Çinlilerden önce ve sonra olarak ikiye ayırmak gerektiğini söyledi. Bunun sebebi ise 2006 yılında 500 binlere kadar çıkan pazar hacmi. O dönemde yaklaşık 150 bin civarında plaka takılmamış ruhsatlandırılmamış motosiklet yollara çıktı. Neredeyse mahalle kasapları bile taksitle motor satmaya başladı.

Şaka yapmıyorum, semt marketleri hatta benzin istasyonları, hafızanızı biraz zorlarsanız!… Ucuz ve kalitesiz mallar pazarı istila etmiş, vergiler yükselmişti. “Zaten 3 kuruş, alıp bir deneyelim” diyenler, ya bisiklet fren teli kullanan peynir tenekeleri ile kaza yaptı, ya da parça bulamayıp çürümeye bıraktı. Memleket bir taraftan motor çöplüğüne dönerken, millette motosikletlere karşı inanılmaz bir yanlış algı fırtınası başladı. Takip eden yıllarda pazar hacmi 192 bine kadar düştü. Son 10 yılda 180 bin ile 200 bin arasında can çekişiyor. Hatta son 2 yılda maalesef daha da aşağı seviyelere indi, 2017 için ön görülen rakamsa 135-140 bin civarında.

Bülent Kılıçer hem pazar analizlerinde hem de motosiklet konusunda oldukça deneyimli bir isim. Aynı zamanda MOTED başkanı. O günleri sorduğumuzda söyle cevap verdi “Honda olarak bizim 2004 yılına kadar, pazarında çok büyük olmamasından kaynaklı yüzde 30 payımız vardı. Geldiğimiz noktada yani bugün TÜİK rakamlarına göre, yüzde 23 pazar payımız var. 2 yıldan bu yana da pazarı domine eden markayız.” Oranlara bakarsak bugün sadece gerçek motorcu olanlar hala kullanmaya devam ediyor. Ucuz maldan ağzı yananlar ise…

Kullanıcı oranları tam komedi

Kılıçer, kullanıcı rakamları hakkında ise şunları söyledi. “Vietnam'da 3, Tayland’da 4 kişiden biri motosiklet kullanıyor. Türkiye'ye Ankara'dan bir çizgi çektiğimiz zamanda doğusunda kalan tarafında 50 kişiden biri, batısında ise 20 kişiden biri motosiklet sahibi. Bizimle aynı koşullara sahip olan Brezilya ve Arjantin'de ortalama pazar 2 milyonlar civarında. Buralarda ise 14-18 kişiden birisi motosiklet kullanıyor. Yani Türkiye'ye neresinden bakarsanız bakın, burada büyüme potansiyeli var” İngiltere, İtalya, Almanya, Yunanistan oranlarını hiç sormak bile istemedim açıkçası…

Peki bizim sorunumuz ne?

Bu soruyu tabii ki Bülent Kılıçer’e sorduk ve “Önümüzde aşamadığımız en büyük problem Türkiye'deki ‘motosiklet ve tehlike’ algısı. Yaptığımız araştırma analizlerinden en yüksek oran ve yüzde 32 ile birinci sırada.” cevabını aldık. Araştırma analizlerinin detaylarını haberimizdeki tablolarda bulabilirsiniz.

Ve sihirli son soru: Yerli üretim düşünüyor musunuz?

Biz Türkiye'ye karşı olan inancımızı kaybetmedik. Yatırıma devam ettik ve ediyoruz. 2004 yılından bu yana toplamda 17 bin kişiye motosiklet eğitimi vermişiz. İncelediğimizde bu rakamların yüzde 25'inden fazlasının kadınlardan oluştuğunu görüyoruz. Hedefimiz gelecek dönemde, yani 2020'de Türkiye pazarının yüzde 50'sine hakim olmak. Olumsuz tüm algıları ve tabuları yıkmak için çalışıyoruz. Pazar hacmi büyüse de büyümese de biz yatırımlarımızı arttırarak yolumuza devam ediyoruz fakat 60 bin ve üzeri satışları gördüğümüzde yerli üretim projeleri konuşmaya başlayabiliriz.

BÜYÜK BİR AİLENİN PARÇASI OL!