"Colorado şehir merkezinin dışında 40-50 km hızla bir yokuş çıkıyordum. Şiddetli rüzgâr esmeye başladı, rampanın tepesine geldiğimde bana doğru hızla gelen bir hortum gördüm..."

Onur Mehmed Taşyontar Amerika, New Jersey doğumlu. 1986 yılında oraya yerleşen ailesi ise Eskişehir...

Türkçesi, İngilizceye biraz karışıyor ama gayet iyi. İlk tanıştığımızda koltuk değnekleri ile ayakta zor duran Mehmed, gün geçtikçe iyileşiyor. Enteresan bir motosiklet kazası… Daha enteresanı da motorlarla askerde tanışması hem ABD askeri olarak Japonya’da… Lafı fazla uzatmadan biz konumuza girelim…

Motosikletle nasıl tanıştın?

Serüven, askerdeyken yani Japonya görevimde başladı. Vakit buldukça kiraladığım motorlarla Tokyo caddelerini turluyordum. Kullandıkça da merakım iyice arttı. Honda, Yamaha, Kawasaki neredeyse hepsini denedim. Zaten Kenan Sofuoğlu’nu da severek takip ediyordum. Aldığım keyfi anlatmak çok zor. Colorado’ya dönüp, ordudan ayrılır ayrılmaz Kenan Abi’nin motorundan aldım. Bir de motor grubumuz vardı, kalabalık turlara çıkmaya başladım. Orada motorculara saygı var, hele konvoy hâlindeyse hiç yaklaşmıyor.

Saygıdan mı, korkudan mı?

O duruma göre değişiyor tabii… Trafikte motorlara genel bir saygı var, orası ayrı. Kalabalık gruplar sürüş emniyeti açısından daha güvenli. Kalabalık motor gruplarına da pek kimse sataşmak istemez yani… Hepsi bir tarafa; en azından daha görünür oluyorsun, kendini yolun ve manzaranın tadına daha rahat bırakıyorsun…

Kenan Sofuoğlu’nun rekorunu denemek nerden aklına geldi?

Onu çok seviyorum, ilgiyle takip ediyorum. Osman Gazi Köprüsü’nün açılışındaki o görüntüleri unutmam mümkün değil. Konuştuk zaten, ben dünyanın en uzun köprülerinden birinde çalıştım. Osman Gazi Köprüsü gerçekten hem mimari hem görsel açıdan mükemmel. Bir de açılışında dünya hız rekoru kırılınca, Amerika’da bile en çok izlenenler arasına girdi. Ben de çok gururlandım. Kenan Abi 400 km hıza çıkmıştı hatırlarsanız. İnternette izlediğim bir videoda motorun Japon mühendisleri bile pistte denemeler sonucu 385 km hızda takıldılar. Müthiş bir şey… Bende sadece denemek istedim. Amerika’da hıza müsaade edilen bir noktada 348 km hıza ulaştım. Gerçi benim motorum 650 cc, Kenan abinin ki 1000’lik ve oldukça özel bir motor. Ona ulaşamayacağımı zaten biliyordum mantık olarak, sadece denemek istedim.

Mehmed Onur Taşyontar Özel Röportaj

Seni anavatanına getiren kaza nasıl oldu?

Colorado şehir merkezinin dışında 40-50 km hızla bir yokuş çıkıyordum. Şiddetli rüzgâr esmeye başladı, rampanın tepesine geldiğimde bana doğru hızla gelen bir hortum gördüm. Kaçmam mümkün değildi, bir anda beni içine aldı ve havalandırdı. Sonrada asfaltın sol tarafındaki bariyerlere doğru fırlattı. Askerî eğitimlerden sanırım, her şeyi o kadar net hatırlıyorum ki, çok sert düştüm. O şiddetle yolun karşı tarafına uçtum. Hala bilincim yerindeydi ve her taraf kanlar içindeydi, yol, üstüm başım hatta motosikletin dağılan parçalarında bile kan izleri vardı. Yerde yatarken vücudumdaki kırıkları hissediyordum. Şiddetli yağmur başladı, 20 dakika kadar hareketsiz yerde yattım. Çok nadir araç geçen bir nokta ama birisi denk geldi, orta yaşlarda… Aracından indi ceketini üstüme örtüp hastaneyi aradı. Ambulansın gelmesi de yaklaşık 20 dakika sürdü. Geçen zamanda sürekli beni konuşturmaya, bilincimi açık tutmaya çalışıyordu. Bende motivasyonumu kaybetmemek için zihinsel savaş vermeye başladım. O an hissettiğim acıları tarif edemem...

Mehmed Onur Taşyontar Özel Röportaj

Amerika denilince ambulans hızlı gelir zannederdim. 20 dakikada ambulans için uzun değil mi?

Fırtına ve yağmur çok şiddetlenmişti, sanırım onun için gecikti. Beni götürdükleri hastane yeterli gelmeyince helikopter ambulansla tam donanımlı bir yere naklettiler. Üst üste beş ameliyat geçirdim ve o hastanede bir ay kaldım. Sana işin daha enteresan tarafını anlatayım…

Hastanede polis tutanak için yanıma geldi. Kaza yaptığım noktada güvenlik kameraları varmış, yetkililer görüntüleri defalarca incelemiş. Memur dedi ki; ‘’Eğer biraz daha hızlı gitseydin, rüzgârı keser, hortumun içinden geçerdin. Yavaş gittiğin için hortuma kapılmışsın.’’

2 ay boyunca tekerlekli sandalye ile hastaneye gittim geldim. Sonunda Türkiye’ye ailemin yanına dönmeye kara verdim. Tedavime burada devam etmek istiyorum. Röntgenler, kontroller, fizik tedavi falan derken, çok şükür koltuk değnekleriyle ayağa kalktım… Durum hala kritik, şiddetli ağrılar devam ediyor. Kazadan sonra 20 kilo verdim, çok kan kaybetmişim. Doktorlar spor ve askeri geçmişimden dolayı bu kadar dirençli olduğumu, aksi takdirde sonuçların daha kötü olacağını söylediler…

Asker olmaya nasıl karar verdin peki?

Mahallede ve okulda samimi olduğum tüm arkadaşlarım askere gidiyordu. Niyetim iyi bir üniversitede okumaktı fakat okul masrafları oldukça yüklü, 4 yıllık sözleşme sonunda devlet bütün eğitim masraflarını karşılıyor. İlave avantajlarda sunuyor. Amerikan vatandaşıyım zaten biraz merak, biraz da maddiyat.

Mehmed Onur Taşyontar Özel Röportaj

Askerlik tamam, özel kuvvetlere nasıl girdin?

Önce ne istediğimizi tam olarak anlamaya çalıştıkları bir sistem var, sonra sınavlar başlıyor, dayanıklılık testleri falan… Kendi kriterlerine göre değerlendirip sınıflandırıyorlar, şartlar uygunsa teklif ediyorlar. Uzun yıllardır spor yapıyorum, doğa sporlarına özel ilgim de var. Birkaç eğitimde denediler, özel kuvvetlere davet ettiler.

Mehmed Onur Taşyontar Özel Röportaj

Ailen nasıl karşıladı bu durumu?

İlk başta herkes karşı çıktı tabii ki. ABD ordusunda bir sistem var, insan psikolojisini iyi bilen ikna kabiliyeti yüksek subayları bu işle görevlendirmişler. Gelip aileni ikna ediyorlar, avantajlarını anlatıp bir şekilde onaylarını alıyorlar.

Eğitim nasıl geçti?

Üç ay kadar silahsız acemilik döneminin ardından taktik eğitimleri ve silah kullanmasını öğrettiler. Askerî araçların kullanımı, konvoy düzeni, coğrafya ve navigasyon, ileri seviye gece operasyonları, rehine kurtarma ve transferi gibi bir yıl tamamen eğitimle geçti… Hâlen ABD vatandaşı olduğum için çok detaylı konulara girmek istemiyorum.

Silahlarla aran nasıl?

Biz Çerkez asıllıyız, annem anlatır, büyük annem tüfekle demir parayı havada vururmuş… Benim atışlarımı beğendiler ve keskin nişancı timini teklif ettiler. Özellikle ben istemedim. Bizim takım ağırlıklı olarak M16 kullansa da, 15 ten fazla silahta uzmanlaştım. Farklı operasyon senaryolarına göre silahlar da değişiyor. Mesela baskın, yakın taarruz, bina içi savunma farklı bir ekipmanla, açık arazi kontrolü, mevzi savunması veya araç konvoyunda farklı mühimmatlar ve silahlar kullanılıyor.

Mehmed Onur Taşyontar Özel Röportaj

Nerelerde görev yaptın?

İlk görevim Tokyo’daki ABD üssüne çıktı. İki yıl Tokyo’da kaldım. Kuzey Kore lideri Kim Jong-Un’un çeşitli tehditlerine karşı Güney Kore’ye gönderdiler, Filipinler ve Pasifik bölgesinde çeşitli ABD üstlerinde bulundum. En sonunda Kaliforniya’da ordu karargâhına aldılar…

Para kazandırıyor mu askerlik?

Nedense herkes ilk bunu soruyor! Acemilik sürecinde saat başı 8 dolar yazıyorlar. Yıllık 30 bin dolar civarında eğitim süresinde kazanıyorsun. Sonra birliğin, görevin ve rütbene göre değişiyor. Ben özel kuvvetlerden çavuş olarak ayrıldığımda, yıllık 50 bin dolar civarında kazanıyordum. Kısaca bizim parayla aylık 13-14 bin lira.

Neden ayrıldın?

Zaten başlarken dört yıllık kontrat yapmıştım. Sürem dolmadan da sıkılmaya başladım. Ben de askerlikle ilgili fazla konuşmak istemiyorum. Bir noktadan sonra bana göre olmadığını anladım… Dalgıç olmayı çok istiyordum ve su altı inşaat mühendisliğine başladım. Sonra Virginia Chesapeake Körfezi’ndeki köprüde çalıştım. 28,324 km uzunluğunda, 1964 yılında tamamlanmış. Su altındaki kısımların bakımı onarımı derken performansımı beğendiler, yeni başlayan 30 milyon dolarlık liman projesinin su altı inşaat işini verdiler…

Birde bıçak merakı vardı sende, birazda ondan bahsedermisin?

Japonya’da kaldığım süre boyunca, katana denilen otantik samuray kılıçlarını araştırmıştım. Çok iyi ustalarla tanıştım, bana karbon çeliğini ve nasıl işleneceğini öğrettiler. Birlikte bir çok bıçak ve kılıç yaptık. Amerika’ya döndüğümde kendi garajımda devam ettim. Endüstriyel aletler kullanmayı sevmiyorum… Şimdi Türkiye’de evde de bıçak yapıyorum. Siz zaten daha önce röportaj yapmışsınız, tanıyorsunuz. Soytürk Dönmez Usta’yla tanıştım. Birlikte teknik ve malzeme konusunda bilgi paylaşıyoruz. Silah kullanmayı seviyorum, Eskişehir’de ki akrabalarla plan yaptık, lisanslarımı alıp avcılığa başlıyorum. Amerika’da Kızılderili bir yay ustasıyla tanışmıştım, ok ve yay yapmayı öğretti bana. Türkiye’de de bir usta buldum, Osmanlı yayları yapıyor, onun yanında biraz çalışmak istiyorum. Ayrıca sizden de bir ricam var; Kenan Sofuoğlu ve Serdar Kılıç ile tanışmak istiyorum. Aracı olur beni onlarla tanıştırırsanız çok sevinirim.

Kenan ve Serdar’la niçin tanışmak istiyorsun?

Askerlik hayatım boyunca sürekli Serdar Kılıç’ın belgesellerini, Kenan Abi ve Toprak’ın yarışlarını izledim. Motosiklet tutkum Kenan abiden, bıçak ve yay hastalığı Serdar abiden bulaştı. Neredeyse vatan özlemimi onlar gideriyordu. Benim gibi onları yurt dışında izleyip hem Türkçesini geliştiren hem de memleket sevdasını bastıran çok arkadaşım var. Onların yeri biz de ayrı…

Mehmed Onur Taşyontar Özel Röportaj

BÜYÜK BİR AİLENİN PARÇASI OL!