Serinin ikinci bölümünde üreticilerin "Geleceğin otomobili" konseptinden ne beklediklerini göreceğiz.

Bu yıl üçüncüsü düzenlenen Dünya Otomotiv Konferansı'nda yoğun bir şekilde geçen ilk gün geride bırakıldıktan sonra ziyaretçilere, tartışmalara daha da fazla katılım imkanı sunan ikinci gün kapılarını açtı.

İETT adına Genel Müdür Arif Emecen ve Tübitak MAM Başkanı Bahadır Tunaboylu'nun konuşmalarında Türkiye ve özellikle İstanbul'un ulaşım sorunlarına ve bu sorunların çözümlerine değinildi. Akıllı şehir çözümleri üzerinde duran ikili gelecekte sahip olacağımız toplu taşıma sistemlerinin, fabrikalarda kullanılan "Just-in"time" felsefesine uygun çalışacağını belirtti.

İlerleyen dakikalarda sözü alan AlixPartners direktörü Maximilian Coqui, şu sıralar gündemden düşmeyen egzoz emisyonları konusunda konuştu. Egzoz gazı emisyonlarında yaşanan düşüşün pratikte, beklenenin yarısı kadar olduğunun altını çizen Coqui durumun iyileşmesinin mümkün olduğunu fakat bunun için motor üretiminin %50'ye kadar daha pahalı olması gerektiğini açıkladı. 2030 yılında pazarın %28'inin benzinli hibrit otomobillerden oluşacağının altını çizen Coqui daha sonra yönettiği panelde Panasonic USA direktörlerinden Hakan Köstepen, FEV Türkiye direktörlerinden Taner Göçmez, Ford Otosan aktarma organları bölüm yöneticisi Ozan Nalcıoğlu ve Tofaş Fiat Ar-Ge direktörü Filippo Sesia'ya söz verdi.

Panelden çıkan sonuçlarsa ilginçti; Türkiye'nin, sahip olduğu madenlerle aslında elektrikli otomobiller konusunda büyük avantaja sahip olduğunu belirten konuşmacılar bu avantajın kullanılabilmesi için devlet tarafından yatırım yapılması gerektiğinin altını çizdi. Google ve Apple'ın otomobil üretimi işine girmesinin ardından bu işin beklediklerinden çok daha komplike olduğunun ortaya çıktığını da belirten katılımcılar elektrik motorlu otomobillerin müşteri ve OEM'den çok devlet desteğiyle bir yerlere gelebileceğini de açıkladı.

Geleceğin otomobillerinin elektrikle çalışabilmesi için şarj istasyonu altyapısının şu anda yetersiz olduğu belirtilirken Çin'de, bir şehirde görev yapan taksilerin tamamının, devlet sübvansiyonuyla 1 yıl içerisinde nasıl elektrikli otomobillere dönüştürüldüğü de örnek olarak gösterildi. Türkiye'den de "İstanbul Taksi" şeklini alabilecek bu tip bir proje beklediklerini açıklayan katılımcılar bu otomobillerin kullanıcılara çok uygun fiyatlardan kiralanabileceği ve asıl gelirin araç içerisinde yapılan ek satışlardan elde edilebileceğinin altını çizdi.

ISBAK Genel Müdürü Muhammed Alyürük'se İstanbul için güzel haberler verdi. Metropolde görev yapan 18.000 taksinin bir kısmının 2018 yılında elektrikli olacağını belirten Alyürük yine bu yıla kadar şarj istasyonlarının sayısının artırılıp Park&Ride konseptinin hayata geçirileceğini açıkladı. V2X haberleşme ve paylaşım teknolojilerinin İstanbul'a entegre edileceğini de belirten Alyürük gelecekte araç paylaşımının yaygınlaşacağını ve toplu taşımanın bir hobi haline geleceğini söyledi.

Bunu da oku:

BÜYÜK BİR AİLENİN PARÇASI OL!

Dünya otomotiv Konferansı WAC 2016