ÖTV sektörü nasıl etkileyecek? 2017 üzerine yapılan bir öngörü ile bunu yorumluyoruz.

ÖTV hakkında çok şey yazıldı, çok şey konuşuldu. Peki ÖTV’nin gerçek etkileri sektöre nasıl yansıyacak?

Öncelikle Aralık ayındaki satışların yeni vergilerden etkilendiğini göreceğiz. Otomotiv sektörünün en çok araç sattığı ay olan Aralık, tam anlamıyla ÖTV mağduru oldu diyebiliriz. Acele bir şekilde getirilen vergi ‘bindirimi’ hem satışları hem de yılsonu hedeflerini son derece kötü bir şekilde etkileyecek. 2016’nın Aralık ayı rakamlarını daha önce hiçbir yılda olmadığı gibi düşük görebiliriz. Bunun yanında markaların, iyi geçmesini düşündüğü Aralık için yaptıkları stokların yeteri kadar hızlı erimemesi, elde kalan araç sayısını arttıracağı için yeni yılda bu stokların erimesi için çeşitli kampanyalar ve fırsatlar göreceğimiz anlamına geliyor. Asıl etki bu stokların bitmesiyle başlayacak.

Öncelikle şunu söyleyelim, Türkiye’de 2015 yılında satılan toplam 725.596 adet otomobilin çok büyük bir kısmının (yaklaşık %90 kadarı) motor hacmi 1.6 lt’ye kadar olan otomobillerden oluşuyordu, yani ÖTV zammı öncesi %45’lik dilimde yer alan araçlardan. Bu bölüm artık %50 ya da %60’lık bir ÖTV’ye maruz kalacak. Bunun dışında belki hiç konuşulmayan ama sektörü ciddi şekilde etkileyecek bir başka faktör de Euro ve Dolar kurlarının sürekli artıyor olması. Kasım ayı başında Premium markalardan 1.6 motorlu araç sahibi olanlar büyük avantaj elde ederken sadece 1 hafta içinde aynı otomobile gerek kur sabitinin artması gerekse ÖTV nedeniyle 30.000 TL’ye kadar fazla para talep edilmesi markaların suçu değil. Bana kalırsa ÖTV zammı getirilmeden önce Türk Lirası’nın sektördeki durumu sorgulanmalı, 2017 senaryoları üzerine bilirkişilerden fikir alınmalıydı.

ÖTV özellikle Premium markaları daha çok etkileyecek gibi görünüyor. Ne de olsa vergisiz fiyatı 40.000 TL’nin altında olan otomobillerin vergisinde artış yokken, 40 bin- 70 bin arası olanlar sadece yüzde beş artışla %50 oranına yükseldi. Asıl sorun bu yükselmenin hemen hemen tüm kompakt sınıfı kapsıyor olmasının yanında Premium markaların satış hacmi elde ettiği 1.6 hacimli modellerin neredeyse tamamının %60 ÖTV ile vergilendirilmesi oldu. Bu da daha çok BMW, Mercedes, Audi ve VW gibi küçük hacimli motorlara yatırım yapan firmaların ciddi şekilde fiyat artışıyla müşterilerini karşılamaları anlamına geliyor.

Şu anda Aralık ayının başına kadar olan (belki yıl sonuna kadar uzayabilir) birkaç günlük dönemde markalar ‘ÖTV bizden’ kampanyalarıyla şokun ilk dalgasına iyi bir karşılık veriyor gibi görünseler de asıl olay ÖTV zamlı geçirilecek ilk yıl olan 2017’de kendini gösterecek. Yeni yıldan itibaren model yılı zammı da eklenince, Kasım ayında 107.000 TL civarına alıcı bekleyen Mercedes A Sınıfı, BMW 1 Serisi gibi modelleri artık 125- 130 bin TL bandında alabiliyor olacağız. Bu da geçtiğimiz yıl 31.221 adet satan sektör birincisi BMW ya da 30.333 adetle Premium segmentte ikinciliği göğüsleyen Mercedes-Benz gibi markaların satış hacimlerinin düşeceğini gösteriyor. Buna geçtiğimiz sene 20.279 adet kullanıcıya ulaşan Audi’de dahil elbet.

Sadece bu üç markayla birlikte Türkiye’nin en çok satan markası olan VW’de (2015’te tam 107.401 adet sattılar) beklenen satış adeti küçülmesi yaklaşık olarak 40- 50 binler seviyesinde olacak gibi görünüyor. Nedenini anlamak zor değil, hepsi bu rakamların neredeyse %95’ini 1.6 ve altındaki motor hacimleriyle elde ettiler. Dolayısıyla yeni yıl, hazırlıklarını bütçelerini, yatırımlarını yaklaşık bu rakamlara göre yapan firmalar için büyük zorluklar getirecek gibi görünüyor.

Elbette kullanıcılar daha önceki ÖTV zamlarında olduğu gibi bunda da şok dalgasından sonra alışacak yeni fiyatlara talep oluşturacaktır ama geçtiğimiz yılki rakamların ciddi şekilde düşeceğini söyleyebiliriz.

Peki neler olacak?

Düşen satış rakamları bazı markaların çalışan adetlerini de düşürmeleri anlamına gelecektir, yani işten çıkarmalar bizleri bekliyor. Markaların yeni yatırımları belki bu durumun önüne biraz olsun geçebilir (marka içinde personel kaydırma gibi) ama yine de bir marka 32.000 adet satarken x kişiyle operasyonu yürütüyorsa 22.000 satarken yine x kişiyle bunu sürdürmesini beklemek fazlasıyla iyimserlik olacaktır. Ancak bu durumu yılın ilk yarısından sonra beklemek daha doğru olacaktır, zira markalar da yeni durumu analiz edip adımlarını ona göre atacaklardır.

Sıfır araç satışlarının gerilemesi tabii ki ikinci el pazarının işine yarayacaktır. Şu anda bile dikkatli ikinci el uzmanları fiyatların hemen 10- 15 bin TL kadar arttığını yakalamışlardır. Bu tabii modelin sınıfına, markasına göre değişiklik gösterecektir ama bir artış söz konusu.

Bu işten en çok fayda sağlayacak bölümse kiralama şirketleri olacak gibi görünüyor. Sıfır satışları düştüğünde kullanıcılar alım güçlerini kiralama şirketleri üzerine yoğunlaştıracaktır diye düşünebiliriz. Kiralama araçlarının eninde sonunda ikinci ele düşük fiyattan girmesi, pazarı biraz olsun karıştıracak ama kârlılığı (kiralama şirketinin kârlılığını) arttıracaktır. Yani kabaca ‘sıfır kilometre satış OUT, kiralama IN’ şeklinde bir yorum yapabiliriz.

Şimdilik bizleri zor bir yıl bekliyor tüm sektör olarak. Bakalım yeni vergiler bu saydıklarımızın dışında neler getirecek?

BÜYÜK BİR AİLENİN PARÇASI OL!