Paris Otomobil Fuarı kapılarını açalı birkaç gün oldu ve birçok yeni otomobil gördük. Ancak bu sene birçok büyük marka etkinlikte yer almadı.

Öncelikle, Motor1-Fransa'daki arkadaşlarımız Guillaume Navarro ve Antoine Dufeu'ya bu fikri ortaya attıkları için teşekkür ediyoruz. Aşağıda bu iki editörün yazdığı yazının Türkçe versiyonuna ulaşacaksınız, isterseniz yazının orijinalini (Fransızca) şuradan okuyabilirsiniz. 

Kaçmak, her zaman yanlış bir hareket değildir. Son zamanlarda bu deyim Fransa'da çok fazla duyuluyor çünkü birçok büyük otomobil üreticisi bu sene düzenlenen Paris Otomobil Fuarı'na katılmama kararı aldı. Birçok insan bu kararın doğruluğunu sorgularken, Motor1 Fransa konuyla ilgili marka temsilcileriyle görüşerek bu stratejik kararın arkasında neyin yattığını öğrenmeye karar vermiş.

Otomotiv endüstrisi yelpazesinin birçok yerinden eksiklerle karşı karşıyayız: Ford ve Mazda ana salonda gözlerin arayacağı dikkate değer markalar iken Volvo, lüks bölümde özlenecek bir üretici. Lüks ve spor markalar da Paris'te görülmedi: Aston Martin, Bentley, Lamborghini ve McLaren bu sefer görkemli tasarımlarıyla ziyaretçileri etkilemek için orada değildi. Renault'nun desteğine sahip olan Alpine markası bile aracı kendisine ait bir etkinlikte tanıtmayı tercih ederek Paris Otomobil Fuarı'nı es geçti. Elbette tüm bu markalar fuarı takip eden bizleri üzüyor ancak alınan bu kararlar, uzun bir düşünme sürecinden geçmiş ve oldukça mantıklı görünüyor. 

Herkesin nedenleri var

Volvo, Paris Otomobil Fuarı'na katılmama kararlarının müşteri tabanlarına daha yakın olma adına alındığını açıklıyor. İsveçli markanın yeni S90 ve V90 modelleriyle sürdürdüğü büyük ve güçlü değişimin olduğu bu zamanlarda böyle bir kararın çıkması gerçekten şaşırtıcı. Motor1'in iletişime geçtiği Fransa kolu, bunun "markanın aldığı stratejik bir karar" olduğunu belirtiyor ve yapılan bu hamlenin 2 yıl sonra Paris'te düzenlenecek yeni fuarda Volvo'nun yer almayacağı anlamına gelmediğine işaret ediyor.

Mazda bu konuya daha anlaşılır bir açıklama getiriyor. Japon markanın Fransız basın yetkilisi Clotilde Journé, Mazda'nın yokluğunun "hâlâ iyi bir reklam kanalı olan etkinliği sorgulamak olmadığı" konusunda ısrarcı. Yetkiliye göre Mazda, hâlihazırda "kıtalara bağlı olarak" seçeneklerini değerlendiriyor.

Her ne kadar dünyada en çok ziyaretçi çeken otomobil fuarı olsa da Paris, bu sene Mazda'nın otomobillerini tanıtma tarihiyle çakışmadığı için Japon üretici tarafından es geçilmiş. Buna ek olarak Mazda, şu anda ulaştığı müşterilerle ve potansiyel alıcılarla iletişime geçmek için internete yoğunlaşan 'Mağazaya Sürün - Drive to Store" kampanyası gibi farklı yollar arıyor. Plana dair detaylar henüz açıklanmadı ancak hedef müşterileri Mazda'nın güçlü yönleri hakkında bilgilendirmek ve onları düzenlenecek çeşitli etkinlik ve kampanyalara yönlendirmek.

Ford doğrudan ulaşmayı hedefliyor

Ford da benzer bir strateji izleyen bir marka. Ford Fransa'da İletişim departmanının başındaki isim Fabrice Devanlay, ABD merkezli markanın artık kendisini bir üreticiden çok "ulaşım sağlayıcı" olarak tanımladığını hatırlatıyor. Bu nedenle otomobil fuarlarını kapsayan stratejilerin tamamı yenilenmiş. Devanlay, Ford'un Fransa'da güçlü yanlarını ve avantajlarını vurgulama konusunda zorlandığını söylüyor.

"Daha geniş bir kitleye ulaşabilmek için araçların test edilmesi için bir teşvik yapılması şart."

Ford'a göre Paris Otomobil Fuarı bunu yapmalarına yardımcı olmuyor. Devanlay "Yöresel olmayan merkezleri devreye sokarak baskının olmadığı ortamlar yaratıp müşterilerimize ve potansiyel alıcılara marka deneyimini yaşama fırsatı sunuyoruz." sözleriyle açıklamasını sürdürdü.

Buna örnek olarak geçtiğimiz günlerde Mavi Oval'in bir hayır kurumuyla düzenlediği yerel bir etkinliği gösterebiliriz: 481 test sürücüsü, sadece iki gün içinde Forbach şehrinde toplanmış ve %81 kişi etkinlikten memnun kalmış. Ancak diğer markalar gibi Ford da 2018 yılında geri dönüş fikrini reddetmiyor: 

"Şu anda fuar, Ford'un Fransa'daki ihtiyaçlarını karşılayan bir şey değil."

Kötü İmaj: Hesaplanmış bir risk

Bir grup medya ekibinin birleşip markaya savaş açmaması hâlinde Paris Otomobil Fuarı'nı kaçırmak büyük bir risk sayılmaz. Serginin en iyi yeri olan Salon 1'deki Parc de Versailles sergi alanı, genellikle yerel üreticiler Peugeot, Citröen ve Renault'nun elinde oluyor.

Bundan dolayı Mazda, pazara dışarıdan girmeye çalışan bir üretici olduğu için Fransa'da ilgi kaybı yaşayacağını düşünmüyor. Ford cephesinde ise Devanlay, bu senenin bir stratejik kumar olduğunu kabul ediyor.

Ford yetkilisi "Marka algısını geliştirmek için farklı olmaya çalışıyoruz." dedi.

Elbette tüm bu olasılıklar etkinlikten sonra gözlenip yorumlanabilecek ancak Ford rahat görünüyor: 

"Markanın yerel bir otomobil fuarını kaçırması demek imaj kaybı anlamına gelmiyor."

Gözlerin aradığı "o" platform

McLaren, fuara katılmayışını tartışılmaz bir tez ile savunuyor. McLaren Avrupa'nın Halkla İlişkiler departmanında çalışan Amel Boubaaya gülerek "Yeni bir şey yok." diyor. Ayrıca Boubaaya McLaren gibi bir markanın yer alacağı stant için gerekli yatırımın göze alınması gerektiğini işaret ediyor. Düşünüldüğü zaman McLaren'ın Cenevre'de çok daha iyi ağırlandığı bir gerçek.

Boubaaya açıklamasını şöyle noktalıyor: "Fuarlar, markanın bilinirliğini arttırmak için yapılan etkinliklerden sadece birisi."

Henüz araçların üretimi başlamadan tüm örnekler için siparişleri çoktan almış olan bir marka için bu son derece doğru bir ifade.

Paris'in geleceği ne olacak?

Paris organizatörleri, etkinliğin otomobil üreticilerinin Avrupa'da düzenli olarak pas geçtiği tek otomobil fuarı olmadığı sürece endişelenmesine gerek yok. Önümüzdeki sene Frankfurt'ta düzenlenecek olan fuar bu konuda ilk cevabı verecek.

Şehrin merkezinde yer alan bu tarz fuarlar bazen çok yoğun altyapı çalışması, hizmet ve lojistik yükü isteyebiliyor. Bunlar ile müşterilere ulaşmak için ödenecek miktarın bir servet değerinde olması da otomotiv firmalarını bu tür etkinliklerden - doğal olarak - soğutabiliyor. Birçok fuarın teknoloji ve "deneyim" konusuna odaklandığı düşünüldüğü zaman belki de Paris etkinliğinin bir yenilenme sürecine girmeye ihtiyacı vardır. Fransa'nın kafa yapısının değişmesi gerekebilir. Her ne kadar Paris'te "Otomobilsiz Günler" gibi radikal çevreci etkinlikler düzenlense de, Fransa hibrit, elektrikli veya otonom araçlara uygun bir ülke sayılmaz.

Bunun otomobil üreticilerine ve endüstrinin tamamına doğru mesaj verip vermediğinden emin değiliz.

Yazarlar: Antoine Dufeu ve Guillaume Navarro

BÜYÜK BİR AİLENİN PARÇASI OL!

2016 Paris Otomobil Fuarı'na gelmeyen otomobil üreticileri