Ekonomik durgunluk ve ihracattaki daralma otomotiv üretimi için ne anlama geliyor?

OSD tarafından ülkemizin ilk 9 aylık otomotiv üretim rakamları açıklandı. Ülkemizdeki toplam otomotiv üretiminin yılın ilk 9 ayında % 9 düştüğü ortaya çıktı. Toplam üretim adedi 1 Milyon eşiğinin üzerinde olsa da üretimde önemli bir azalma var. Özellikle ağır ticari araç üretiminde % 21 oranında düşüş olması, ekonomik durgunluğun bir başka somut ifadesi olarak karşımıza çıkıyor.

Hatırlamakta fayda var; ülkemizdeki toplam otomotiv pazarı geçen yıla göre ilk 9 ayda % 40 oranında azalmış durumda. Bu daralmada da en büyük pay %48 oranında daralan ticari araç satışlarına ait. Ekonomik durgunluğa bu daralma da işaret ediyor.

Bir de ihracat rakamlarına bakalım : Yılın ilk 9 ayında toplam otomotiv ihracatımız adet bazında % 6 daralmış durumda. Otomobil ihracatında ise daralma %8 oldu. Aslında sorun burada. İç pazarda zaman zaman yaşadığımız yüksek dalgalanmayı ihracatımız ile dengeleyebiliyor olmamız gerek. Son 15 yılın aksine bu kez öyle olmadı. iç pazardaki ciddi daralmaya ihracattaki daralma da eklendi.

Bildiğiniz gibi, bizim en büyük ihracat pazarımız AB ülkeleri. Yaptığımız otomotiv üretiminin % 70 ten fazlasını AB ülkeleri satın alıyor. Bu yıl AB ülkelerindeki satışlar WLTP ( Worldwide Harmonized Light Vehicle Test Procedure ) kurallarına uyum süreci nedeniyle Ağustos sonuna kadar düştü.

Neyse ki geçtiğimiz Eylül ayında bu süreci tamamlamış ülkelerde önemli satış artışları görülmeye başlandı. Örneğin Eylül ayında otomotiv satışları geçen yıla göre aylık bazda Almanya’da % 22, İspanya’da % 18, Fransa’da % 17 oranında arttı. Bu da bizim önümüzdeki aylarda daha fazla ihracat yapacağımıza dair umut veriyor.

Değerli dostlarım,

Geçen hafta sonu Renault Nissan İttifakı’nı yakından etkileyen bir haber daha aldık.

Carlos Ghosn döneminin sona ermesinin ardından, Thiery Bollore de ani bir kararla görevden alındı.

Renault MAİS’teki 16 yılı aşan üst düzey yöneticilik dönemimde birkaç kez Bollore ile bir araya gelmiştim. C.Ghosn’un global üretimden sorumlu en yakın yardımcısı olarak görev yapıyordu. Konusuna hakim, güçlü ve yenilikçi bir lider etkisi uyandırmıştı bizde.

Bu ani gelişmenin nedenlerini yakında daha detaylı olarak öğrenmeyi umuyorum. Şimdiden yorumum şu; Bollore’ nin ayrılması ile Renault ve Nissan arasındaki bağın daha güçlenmesi ihtimali kuvvetli. Bunun yanı sıra Renault Nissan İttifakı’nın FCA ( Fiat Chrysler Automotive ) grubu ile birleşme görüşmelerini yeniden canlandırabilir. Bekleyip göreceğiz.

Gelecek yazılarımda görüşmek üzere,

M. İbrahim Aybar