Satış rakamları neye işaret ediyor?

Değerli dostlarım,

Otomotiv Distribütörleri Derneği ( ODD ) Eylül 2019 binek ve hafif ticari araç satış raporunu açıkladı.

Eylül 2019 satışları, geçen yılın Eylül ayına göre %82 artış gösteriyor. Binek otomobil satışlarında sağlanan %101 oranında artış bunun başlıca nedeni.

Yılın ilk 9 ayına baktığımızda ise satışlarda %39 daralma söz konusu. Ancak kamu bankalarının yıl sonuna kadar yerli üretilen motorlu araçların satışında uygulayacakları aylık % 1 in altındaki düşük faiz desteği satışları artıracak görünüyor. Şimdiden 2019 yılı satışlarının 500 bin adede yaklaşacağı konuşuluyor. Eğer özel bankalar da bu destek paketine katılırlar ise satışlar yılın son çeyreğinde daha da artabilir. Unutmayalım ki ülkemiz 3 yıl üst üste yıllık 1 milyon adedi yakalamış bir satış performansına sahip. Ümitle beklediğimiz 2019 satış rakamları ise bunun ancak yarısı kadar olabilecek. Yani eski günlere dönmek için hep birlikte çok daha fazla çaba gerekiyor.

Ardından bir başka sevinçli haber aldık. Alman VW markası Manisa’da 943,5 Milyon TL sermaye ile motorlu taşıt üretimine yönelik bir şirket kurduğunu açıkladı. Henüz resmi açıklama gelmedi ama VW markasının 1.4 Milyar € yatırım yapacağı haberlerini alıyoruz. Öyle ki üretim kapasitesi ilk aşamada yıllık 300 bin adet olacak.

Değerli dostlarım,

Bu sevinçli haberi paylaşırken bir konuya tekrar dikkatinizi çekmek istiyorum. KPMG tarafından bu yıl başında yayınlanan global otomotiv araştırma raporundaki ilginç bir detayı size 14 Şubat 2019 tarihli yazımda aktarmıştım.

Rapora göre, AB ülkelerinde otomotiv üretiminin payı  2030 – 2040 döneminde % 5 e inecek. Yani, 100 Milyon adet olan yıllık global üretimden AB nin alacağı pay sadece 5 Milyon adet olacak. 2018 de 18 Milyon adet üretim yapan AB ülkeleri üretim hatlarını başka ülkelere kaydıracak.

İşte VW tarafından atılan adım, aslında bu planın bir parçası. Hatırlarsınız; Honda da AB içindeki üretim merkezlerini 2021 yılında kapatacağını açıklamıştı.

Başka otomotiv markalarında da benzer kararları göreceğimizden eminim. Biz Türkiye olarak bu büyük değişimden ne kadar pay alabiliriz? Fikri ve Sınai Mülkiyet hakkını elimize alabileceğimiz , yüksek katma değerli yatırımları ülkemize çekebilecek miyiz? AB ülkeleri sürücüsüz araç teknolojilerinin geliştirme merkezi olmak isterken biz bu teknoloji savaşında nerede olacağız? Sadece fason üretici olmadan, teknoloji geliştirme merkezlerini de ülkemizde görebilecek miyiz ? Yoksa yıllarca yine fosil yakıt tüketecek motorlu taşıtları fason olarak üretmeye mi devam edeceğiz?

Bir yandan sevinirken, diğer yandan bu sorulara acilen cevap verecek strateji planımızı yapmalıyız. Çünkü önümüzde sadece 20 yıl var.  Bugün, 1997 den bu yana  tam 22 yıl geçtikten sonra yeni bir global otomotiv markasının doğrudan yatırımını konuşuyoruz. Yeni başka doğrudan yatırım için artık bu kadar zamanımız olmayacak.

Gelecek yazılarımda görüşmek üzere,

M. İbrahim Aybar