İç pazar nasıl canlanacak?

Değerli Dostlarım,

Bu hafta sonu Otomotiv Endüstrisi Ağustos 2019 ihracat rakamları Anadolu Ajansı tarafından duyuruldu. Uludağ İhracatçılar Birliği ( UİB) kaynaklı habere göre geçen yılın aynı dönemine göre %8 artış yapan otomotiv ihracatı Ağustos’ta 1,7 Milyar $ oldu. Böylece Otomotiv Sektörü ihracattaki %13 e ulaşan payı ile birinci sırada yer alırken tarihinin en yüksek ikinci Ağustos performansına ulaştı. Bu yılın ilk 8 ayındaki toplam ihracat geliri ise 20 Milyar $ oldu.

Rakamların detaylarına baktığımızda Binek Otomobil ihracatındaki gelir artışının %1 de kaldığını görüyoruz. Ticari taşıtlar tarafında ise artış %37 oldu. Bunda %51 artan çekici ihracat gelirinin önemli payı var.

En büyük ihracat pazarımız olan AB pazarına ihracat gelirimiz % 10 artış gösterdi ve 1 Milyar 255 Milyon $ oldu. AB ülkeleri arasında Hollanda’ya  ihracatımız % 79.5 artış kaydetti. Fransa, ihracatımızda %26.5  artışla önemli katkı sahibi. İtalya’ ya %18 artış sağlandı. Almanya’ya olan ihracat gelirimizde ise % 0,4 azalma var.

Avrupa ülkelerinde aslında bu yıl toplam toplam motorlu taşıt satışlarında daralma görüyoruz. Yılın ilk yarısında satışlar %1.9 oranında düştü. Binek otomobil satışlarında görülen % 3.1 oranında kayıp bunun en önemli nedeni. Buna mukabil ticari taşıtlarda satışlar %3.9 arttı. Dolayısıyla bizim yaptığımız ihracattaki artışın ağırlıklı olarak ticari taşıt ihracatından kaynaklandığının altını çizmemiz lazım.

Sonuçta, ihracatımızdaki gelişmenin sürdürülebilir olması en önemli konu. Bunun için daha yüksek katma değer ve daha çok know-how ihraç etmemiz gerekiyor.

Şimdi kısaca geçen ay sonu itibariyle iç pazarımızın durumuna bakalım. ODD tarafından  geçen hafta yayınlanan rapora göre toplam iç pazar satışlarında yılın ilk sekiz ayı sonunda %45.66 düşüş var. Kısaca, 2018 yılına göre neredeyse iç pazarımız yarı yarıya küçülmüş durumda. Yılın son 4 ayına girdiğimiz bu günlerde, iç pazarın canlanmasına dair somut bir gelişme henüz göremiyoruz.

Mesele şu: Otomotiv ihracatımızın %72 si AB ülkelerine yapılıyor. Ülkemizde üretim üssü olan otomotiv markaları ağırlıklı olarak AB ülkeleri için üretim yapıyor. Yani, biz AB ülkelerine ihracat artışı için çalışırken, bu markalar da başka yerlerde ürettikleri ürünlerini iç pazarımızda satmaya çalışıyor. Burada bir denge arayışı söz konusu. Özellikle iç pazarımıza güvenerek ülkemizde kendi işçi ve mühendislerimizle üretilen  motorlu taşıtların iç pazarımızda satış imkanı bulması gerekli. Yıllarca ülkemize otomotiv yatırımı çekmek için çalışan bir eski otomotivci olarak bunu açıkça bir daha tekrar etme gereğini duydum. Tamam, yerli otomobilleri seri üretiyoruz ama ürettiğimiz otomobillerin tamamı bu markaların sembollerini taşıyor ve o markaların dış pazarlarına onlar tarafından satılıyor. Biz de ihracat yapmış oluyor ve haklı olarak seviniyoruz. Çünkü daha kaliteli ve daha ekonomik üretiyor,rekabet gücümüzü kullanıyoruz. Ama sadece bu yetmez, aynı zamanda iç pazarda da satış hacmi yakalamalıyız. Böylece ölçek olarak rekabet gücümüze katkı yapmalıyız. İç pazarımız zayıf olduğu sürece bu markaların yeni model üretimlerini başka uygun ülkelere kaydırması kaçınılmaz olur. O zaman ihracat lokomotifimiz olan, nitelikli iş gücü sağlayan otomotiv sektörümüz bu özelliğini kaybedebilir.

Peki iç pazarı nasıl canlandıracağız?  Bundan önceki yazılarımda da belirttiğim gibi, tüketim değil  üretimle zenginleşmemiz gerekli. Kişi başı milli gelirimizi üreterek artırmalı ve bir baz otomobilin anahtar teslim fiyatı düzeyine çıkarmalıyız. 16 – 17 bin $ üzerinde olan kişi başı gelir düzeyinden bahsediyorum. Tabi bu hemen kısa vadede olacak bir konu değil. Ama hemen kısa vadede piyasalarda vatandaşın güveni sağlanabilirse ve kredi faizleri marka yönetimlerinin de desteğiyle aylık % 1 mertebesine indirilebilirse satışlarda pozitif gelişme neden olmasın?

Önümüzdeki aylarda ülkemizdeki enflasyonun ve kredi faizlerinin seyri çok önemli olacak. Otomotiv satışları için yılın son çeyreğinin yine bilinen harekete kavuşmasını özlemle bekliyoruz. Dolayısıyla vatandaşın önünü görmesi ve geleceğine güvenmesi için gereken şartlar daha fazla gecikmeden sağlanır umarım.

M. İbrahim Aybar